Dershanelerin kapatılacağının açıklanmasıyla birlikte
veliler ve öğrenciler tarafından hep aynı soru sorulmaya başlandı: Peki, Şimdi
ne olacak?
Dershanelerin 2015 Eylül’de kapatılmasıyla birlikte eğitimde
bir dönem sona ermiş olacak; fakat hali hazırda devam eden sistem dershaneleri
gerekli hale getiriyor. Peki, bu durumda öğrencileri bekleyen süreç nedir?
MEB Bakanı Nabi Avcı, devlet okullarının hafta sonlarında
veya okul çıkışlarında ek takviye yapabileceğini duyurdu. Halk eğitim
merkezlerinde veya akşam okullarında da takviye isteyen öğrencilere kurslar
verilebilecek.
Özel sektör ise bu ihtiyacı karşılayabilmek için hali
hazırdaki özel okulların yanı sıra yeni bir formül daha oluşturdu: “Üniversiteye Hazırlık Liseleri.”
Dershane- Okul karışımı bir formatta eğitime devam edecek bu
liselerde, öğrenci üniversiteye hazırlık amaçlı dersler görecek, ağırlık olarak
teste dayalı bir eğitim alacak. Müzik, Beden Eğitimi, Resim gibi dersler yerine
Matematik, Türkçe, Fizik gibi derslerin takviyesi yapılacak. Böylece, öğrenci
eksik olduğu derslerin takviyesini, yine okuldayken alabilmiş olacak.
Sınıfların kur sistemine dayalı olarak oluşturulacağı bu sistemde temel mantık rekabet
üzerine kurulmuş olacak.
Lise sıralarından başlayarak mesleki yönlendirme yapılacak
olan bu okullarda, öğrenciler üniversiteyi kazanma temeline dayanan bir sistem
ile okul hayatlarına devam edecekler. Bahçeşehir/Uğur
Eğitim Kurumu Başkanı Enver Yücel'in bu okullar için yaptığı açıklamayla yazıma devam etmek istiyorum: “Okullar arası kalite farkı var. Ama herkes
aynı sınava giriyor. Bu nedenle geri kalanlar eksiklerini gidermek için yeni
yollar arıyor. Bu model sayesinde dershane ya da özel derse gerek kalmadan
üniversiteyi kazanmak mümkün olacak. Ücretleri de yüksek tutmayacağız ki herkes
faydalanabilsin. Eğer devlet velileri destekler, ücretin yarısını öderse
önümüzdeki yıl 50 lise birden açmak mümkün. Şu anda 4 bin dershane 2-3 yıl
içinde okula dönüşebilir. Ama bu dönüşüm kapsamında Milli
Eğitim Bakanlığı’nın yeni standartlar oluşturması ve bunun için süre vermesi
gerekir. Belli seviyedeki fiyatlarla her kesime ulaşılmış olur. Anadolu’da bu
ücretler düşebilir.”
Ev ödevi, proje, performans
çalışmaları gibi etkinliklerin yapılmayacağı bu okullarda, öğrenciler için
başarının “yegâne yolu” üniversiteyi kazanmak olacak.
Bu okullar için yapılacak yorumlar henüz çok erken olsa da
görünen o ki, öğrenciler dershanelerin kaldırılmasıyla birlikte rahatlamak
yerine, yepyeni zorlukların kucağında kendilerini bulacak. Fiziksel ve ruhsal
gelişimin en yoğun olduğu yıllar olan lise yıllarında öğrenciler, tek amacı
üniversiteyi kazandırmak olan bir okulda ne kadar mutlu olacak? Bu sorunun
cevabını bizlere gelecek gösterecek.
Yine de
eğitim adına yapılacak her bir yatırımın, yeniliğin başta ülkemize ve eğitim
sistemimize iyilikler getirmesini dilemek gerekli. Peşin hükümlü olmadan,
zamanla birlikte görüp bu okulları değerlendirmek daha mantıklı olacaktır.
Sedat Yılmaz
Eğitim
Danışmanı
