türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2015 Perşembe

Anlayarak Hızlı Okuma Eğitimi Üzerine

Normal bir okur dakikada 250 kelime okuyabilir. Bu da ortalama bir kitap sayfası demektir. Tabi ki daima zaman, mekan şartlarını da göz önünde bulundurmak gerekli. Dakikalar ilerledikçe, stres arttıkça dikkatin daha fazla dağılacağını ve bununla birlikte gözle görülür biçimde hem kelime okuma sayısının düşeceğini hem de anlama oranının azalacağını kabul etmek gerekir. Peki, bunun bir çaresi var mı?
Son bir kaç yıldır "Anlayarak Hızlı Okuma" dersleri verdiğim öğrencilerden aldığım dönütler, bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Dakikada 150-200 kelime ile başlayıp daha sonraları dakikada 450-500 kelimeye kadar çıkan hatta daha fazlasını bile başaran öğrencilerim oldu. Öğrendikleri sayesinde şimdilerde hem hızlı okuyorlar hem de daha fazlasını anlıyorlar.
"Hızlı Okuma" nasıl yapılır?
Hızlı okuma ilk defa 2. Dünya Savaşı sırasında Alman uçaklarını tanıyıp kendi uçaklarını vurmamaları için İngiliz Pilotlarına öğretilmiş. Elde edilen sonuçlar gerçekten de şaşırtıcıymış. Çünkü stres anında bile insanların çok hızlı okuyabildiklerini ispatlamışlar.
Göz hiç bir zaman beyinden daha hızlı çalışamaz.
Bizler okumaya harfleri tanıyarak başladık. Zaten bizde olan sesleri bir takım şekillere soktuk ve onlarla okumaya geçtik. Şimdi ilk okumaya başladığınız zamanları hatırlamaya çalışın. Kelimeleri nasıl da heceleyerek yavaş yavaş okuyordunuz. Sonra kelimeleri bir bütün halde görmeye başladınız ve bugün sanırım hiç biriniz hecelemeden okuyabiliyorsunuz.
Hızlı okumaya gelirsek, nasıl ki harflerin bütününden kelimeleri tek tek görebiliyorsunuz, yapılan özel bir takım çalışmalar neticesinde cümleleri de artık bir bütün olarak görebilirsiniz. Kulağa biraz garip ve zor geldiğinin farkındayım, ama  siz şimdi gelin bunu yeni yeni hecelemeye çalışan bir çocuğa, zamanla kelimeleri nasıl tek parça göreceğini anlatın.

Bir zamanlar/ yazılarını yazmak üzere/ okyanus sahillerine giden/ aydın bir adam/ varmış.
            1                         2                                          3                                 4                5

 Çalışmaya başlamadan önce/ sahilde/ yürüyüş yaparmış.
                      6                              7                      8
Yukarıda hızlı okuma çalışma metinlerinden bir örnek aldım. İlk zamanlar her bir kelimeyi tek tek okurken yaklaşık 2 haftalık bir çalışma neticesinde, numaralanmış her bir paçayı tek seferde okuyabileceğinizi biliyor musunuz? 18 kelimeyi 9 parça halinde okuduğunuzu hayal edin. İsterseniz yaklaşık 2 hafta sonra bile şu an okuduğunuzun 2 katı kadar hızlı okuyabilirsiniz. 
Peki, nasıl?
Öncelikle sabırlı olmanız gerekli. Hemen bir anda olacak bir şey değil. Yıllardır edindiğiniz bir alışkanlığı bir anda bırakacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Ve unutmayın ki göz kaslarınız hala çok zayıf. Gözlerinizin de kaslardan oluştuğu gerçeğini kabul edersek, önceliğimiz göz kaslarının güçlenmesi olacaktır.

A4 kağıdının bir başına 1 sonuna da 2 şeklinde aşağıya doğru 3,4,5,6... devam ettirin.

1 ................................................................................................. 2
3 ................................................................................................. 4
5 ................................................................................................. 6

Bunu elinizdeki kağıdın sonuna kadar devam ettirin. Ve sırayı karıştırmadan tek tek rakamlara bakın. Tekrar tekrar ve yine tekrar... Gözleriniz sulanmaya başlayacaktır. O zaman kapatın ve bir süre dinlenmesine müsaade edin. Sonra tekrar aynı hareketleri kaldığınız yerden yapmaya devam edin. Bunu her gün yapacaksınız. Ama yatmadan önce değil. Gün içerisinde. Kendinizi henüz çok fazla yormamışken. Bunu 1 hafta kadar devam ettirdikten sonra, hem daha rahat yapabildiğinizi hem de gözünüzün eskisine göre çok daha geç sulandığını fark edeceksiniz. Göz kaslarınız güçleniyor artık.
Bu ve bunun gibi bir çok çalışmayla okuma hızınız 2 ya da 3 kat daha artacaktır.

Sedat YILMAZ
fsedatyilmaz@gmail.com

22 Ekim 2015 Perşembe

Neden Çok Fazla "Türkçe" Yanlışı Yapıyoruz?

Öğrencilerin son yıllarda yapılan üniversite sınavlarında Türkçe netleri  düşmeye başladı. Geçen sene Türkiye birincisi olan bir öğrencinin 3 Türkçe yanlışı olduğu gerçeğinden hareket edersek, sınav içerisindeki en belirleyici dersin Türkçe olduğunu söylemek sanırım zor olmayacaktır.
Bunun tabi ki tek bir nedeni yok. Müfredatın gereğinden fazla bilgi dolu olması, öğrencilerin kitap okumaması ve soruların da çok daha soyut ve subjektif olması elbette bunun bir kaç sebebi ;ama bunlar sadece görünen sebepler, asıl olarak neden 'Türkçe' yapamadığımızın sebebi bu değil.
Daha önceki bir yazımda, bu sene çalıştığım okulda Münazara Kulübü çalıştırdığımı paylaşmıştım. Geçen haftalarda öğrencilerle yaptığımız çalışmalarda gördüm ki kendilerini ifade edecekleri kelimeler bulmakta çok zorlanıyorlar. Unutmayalım ki, insanlar kelimelerle düşünürler. Ne kadar çok kelime bilirsek o kadar çok düşünür ve ortaya bir ürün ancak böylece koyabiliriz. Bilimsel manada gelişmiş ülkelerin aynı zamanda edebiyatlarının da gelişmiş olması bu nedenle bir tesadüf değil.
Tabletler, bilgisayarlar, akıllı telefonlar bizi hazırcılığa, kolaycılığa alıştırıyor. Bilgi artık bir tık ötemizde evet, bu yüzden de düşünmüyor aklımıza takılan bir şeyi, sadece bir kaç saniye harcayarak öğreniyoruz ki bu da bilgiyi yine bir kaç saniye içerisinde unutmayı kolaylaştırıyor elbette.
Yazdığım bu yazıyı bile okumakta zorlanan, hatta sıkılıp sonuna kadar okumayacak olan bir sürü öğrenci olacaktır.  Ama ne kadar da güneşi balçıkla sıvasak netice değişmeyecektir.
Düşün(e)meyen bir nesille karşı karşıyayız. Ödevlerini onların yerine aileleri yapıyor, dersleri okulda öğretmenleri anlatıyor. Pasif öğrenci, aktif öğretmen\aile gerçeğiyle karşı karşıyayız. Denemekten korkan belki de denemeye üşenen öğrenciler, zamanla tembelliğe alışarak tamamen kolaycılığa kaçıyorlar. Kalite günden güne azalıyor. Aynı zamanda üniversitede 2.sınıf öğrencisi olan ben, size işin mutfağından birisi olarak söylüyorum ki üniversiteye gelen öğrenciler de maalesef içi boş, hemen kolayına kaçan bir öğrenci grubu. Ders notlarını alıp ezberleyerek geçtikleri derslerden kendilerini başarılı sanıyorlar. Ama gerçek dünya görünenin aksine çok daha karışık ve zor.
Bütün başarısını yaptığı test sonuçlarıyla eşdeğer gören bir öğrenci, bir konu hakkında 5 dk. konuşmasını istediğimde 'apışıp' kalıyor. Gözleri direkt olarak şıkları arıyor. "- Hocam, beş şık içerisinden istediğiniz cevabı seçebilirim; ama sıfırdan cevap üretmek mi? (!)" Ne kadar trajikomik de olsa gerçek bu. İleri değil maalesef topyekun geriye gidiyoruz. "- Hocam, sürekli oku diyorsunuz; ama piyasada hep okumayan insanlar para kazanıyor, buna ne diyeceksiniz?" sorusuna o kadar fazla muhatap kalıyorum ki, maalesef bir öğretmen olarak, buna verecek cevap bulmakta kimi zaman zorlanıyorum.
Biliyorum, başlığın anlattığı konudan uzaklaştım. Türkçe yanlışı fazla olan öğrenciler belki bir çare bulurum ümidiyle yazıyı okudular. Ama size söyleyebileceğim 'yeni bir yol' yok. Okumadığınız, okuduklarınızı düşünmediğiniz sürece başaramayacaksınız. Hala sınav için önünüzde uzun bir zaman var. Her gün yarım saatinizi okumaya ayırsanız, bu sizden bir zaman çalmayacak aksine size çok şey kazandıracaktır. Hemen her sene tecrübe ediyoruz. Sadece paragraf sorusu çözdüğü halde bir dünya hata yapan öğrenciler, en sonunda hatayı başka yerde aramaya başlıyor. Bence, hatanın size ait olduğu gerçeğini kabul ederek bir yerlerden başlayabilirsiniz.
Gerçekten de bu konuda yolunu kaybetmiş öğrenciler, benimle irtibata geçebilirsiniz. Size seve seve doğru yolun tarifini verebilirim.
fsedatyilmaz@gmail.com

17 Haziran 2015 Çarşamba

Türkçe Netleri Nasıl Artar?



Soru: Hocam, son birkaç senedir Türkçe sınavı soruları zorlaşmaya başladı? Bu konuda nasıl bir önlem alabiliriz? Ne yapalım da biz Türkçe netlerini artıralım?
Cevap: 2012 senesinde, dönemin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı gazetecilere yaptığı bir açıklamada şunları söyledi: “ Bizlerin, çağın şartlarına uygun artık okuyan, okuduğunu anlatan, ifade kabiliyeti güçlü bireylere ihtiyacımız bulunmaktadır.” Bu aslında o dönemde dikkatleri üzerine çeken bir açıklamaydı; ama maalesef çoğu kişi bu ayrıntıyı kaçırdı. O dönem öğrencilerime yoğun olarak kitap okumaları yönünde telkinde bulundum, bana ne kadar kızsalar da ödevlerimi okuma- anlamaya dayalı olarak verdim. Şimdilerde o dönemki yaptığımız uygulamaların semeresini almaktayız.
Sınav sistemi öğrencileri okumaktan uzaklaştıran sadece teste dayalı bir başarıya itmektedir. Bu sebeple de öğrencilerin okumasını beklemek gerçekten de çok zor. Onlar da haklı, katılıyorum. Ama işte son birkaç senedir gelen Türkçe soruları, kitap okumadan bu işin olamayacağını ispatladı. Elimden gelse öğrencilerin derslerinden birisini kitap okuma ve anlatma dersi yapardım. Böylece kendilerini ifade kabiliyeti gelişecek ve çok yönlü düşünebileceklerdir. Kitap okumak sadece bir hobi ya da boş zaman aktivitesi değil, kişinin kelime hazinesini zenginleştiren en önemli etkinliklerin başında gelmektedir. Unutmayın ki, kelimeleriniz kadar düşünebilirsiniz. Yani kısaca ne kadar çok kelime bilirseniz o kadar çok düşünebilir, o kadar zekânızı kıvrak kullanabilirsiniz. Bunun da yolu ancak ve ancak okumaktan, daha çok okumaktan geçiyor.
Bazı öğrencilerin çok okuduğunu fakat yine de başarılı olamadığını duyuyorum. O zaman ben de hemen hangi kitapları okuduğunu soruyorum. Maalesef çoğu-çeviri- fantastik romanlardan ibaret. Kurtlar, vampirler vs. anlatan bu kitapların sizlere katabileceği tek şey okuma alışkanlığı olacaktır. Yemek öncesi tatlıya benzettiğim bu kitaplar bir süre sonra size fayda yerine sadece zarar verecektir. Elbette okuma alışkanlığı gelişmemiş bir çocuğun- kontrollü olarak- bu kitapları okuması faydalı olacaktır, ama ilk fırsatta edebi anlamda daha doyurucu eserlere yönelmek gerekir. Biliyorum öğrencileri bu konuda vazgeçirmek çok zor. Hatta kimi zaman bunları söylediğimde bana “dinozor” muşum gibi bakıyorlar; ama ben yine de doğru bildiğimi söylemek zorundayım.
Sizi düşünmeye sevk edecek, edebi eserlere yönelirseniz nihayetinde hem dünya görüşünüzü zenginleştirecek hem de başarınızı taçlandıracaksınız. Yeni nesle ben “tablet nesli” diyorum bu nedenle, okumaktan ve maalesef düşünmekten çok uzak bir nesil olarak yetişiyorlar. Artık istedikleri her şey ellerinin altında. Tek tıkla istedikleri bilgiyi anında elde ediyorlar. Bu da onların düşünmelerinin önündeki en büyük engel. Bu süreçte okumak bu fasit daireyi kıracak tek güç diye düşünüyorum.
Şimdi sorumuzun cevabına dönelim, okumadıkça Türkçe soruları daha zor gelecektir. Ne kadar çok soru çözseniz de gördüğünüz yeni bir kavram karşısında şaşırıp kalacak ve kaybettiğiniz zamanın yanında korkarım doğru yaptığınız soruların netlerini de kaybedeceksiniz. Saygılarımla.



Sedat Yılmaz

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Bir Eşit Ağırlık Öğrencisi Olarak Matematik Dersiyle Olan Sınavım :)

Bu başlığı açmamın temel sebebi, yıllardır gerek derslerine girdiğim öğrencilerim olsun gerek özelden bana mail, whatsapp mesajı vs. ile mes...