9 Mart 2015 Pazartesi

*Mütevazı Bir Başarının Öyküsü: “Sondan DURUKANOĞLU FEYİZ”

Başlıkta kullanmış olduğum mütevazi ifadesi, sanmayın ki anlatacağım kişinin başarısınadır. Bir ironi yapmak istedim sadece, çünkü size 10 kardeşli bir ailenin içerisinden çıkıp da bugün Türkiye’nin tartışmasız en iyi üniversitelerinden birinde, Sabancı Üniversitesi’nde Rektör Yardımcılığı yapan bir kadının hikâyesini anlatmak istiyorum.

Dün, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü” malum, bugün çalıştığım okula başarısıyla göz dolduran ‘kadın’ bir akademisyen davet ettik: “ Sondan DURUKANOĞLU FEYİZ”
Oldukça keyifli sunumuyla yaklaşık 1 saat kendisinden hayat hikâyesini, başarı adına atılması gereken adımları, hayat adına birkaç ipucunu dinledik. Bambaşka bir deneyim oldu bizler için, ufuk açan dopdolu bir saatti. Şimdi müsaadenizle birkaç satır başını burada sizlerle paylaşmak istiyorum.


10 Kardeşli Bir Ailenin Kızı’ydım!
Evet, yanlış duymadınız. 10 kardeş hem de 8’i kız. Anne okuma-yazma bilmiyor baba ilkokul mezunu. Bir dağ köyünde dünyaya gelmiş Sondan DURUKANOĞLU FEYİZ. 10 kardeş ama 10’u da üniversite mezunu bir aile. Lisede 3 yıl kaybetmiş. Lise son sınıfta kendisinden 3 yaş küçük kardeşiyle mezun olmak zorunda kalmış. O yıl üniversite sınavından İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümünü kazanmış. Puanı Boğaziçi Üniversitesi’ne yetse de o senelerde İngilizce yeterlilik sınavı zorunluluğu var, malum kendisi de düz lise mezunu. Kendi ifadesiyle “-Yabancı dil hak getire!” Neyse 4 yılın ardından İstanbul Üniversitesi Fizik’i bitirince, demiş ben akademisyen olmak istiyorum ve bu nedenle yurtdışına gitmem gerekli, peki kim gönderecek? Anne, baba artık iş bekliyor, evlilik bekliyor, torun bekliyor. 3 ay oturmuş MEB’in yurtdışı bursluluk sınavına hazırlanmış, Amerika’ya gönderilecek 7 öğrenciden birisi olmaya hak kazanmış. 4.ncü sıradan.
Amerika Yılları ve Beraberinde Gelen Başarı
Amerika’da önce mastır ardından doktora eğitimi. Bu sırada Türkiye’de babasını kaybetmiş. 3 ay söylememişler kendisine, saklamışlar. Amerika’da doktora sırasında tanıştığı arkadaşıyla evlenmiş. Çocuğu olmuş. Çocuğu emanet edecek kimse yok tabi, ne anne ne hala ne teyze. Bakıcılara ise güvenmiyor. İş başa düşmüş tabi, tek başına çocuğuna bakmış diğer yandan doktorasını tamamlamış. Doktora bitmiş, sıra gelmiş iş aramasına. Eşiyle aynı eyalette aramış bir süre, bakmış olmuyor. Almış çocuğunu Türkiye’ye gelmiş. Sene 2000, İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yardımcı doçent olarak başlamış. Tam 10 yıl eşinden ayrı kalmış. Çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalmış. Bu sırada doçent olmuş ve doçentlikten istifa edip 2010 senesinde Sabancı Üniversitesi’ne geçmiş. 2011 yılından beri de Rektör yardımcılığı yapıyor, Prof. Dr. Sondan DURUKANOĞLU FEYİZ.
Hayalleri Olmalı İnsanın!
Konuşmasının mesajı ‘hayaller’ üzerineydi. Trabzon’un Of ilçesinde, bir dağ köyünde dünyaya gelen küçük Sondan’ın hayallerini anlattı bize Prof. Dr. Sondan DURUKANOĞLU FEYİZ. Neden pes etmediğini, nasıl zorluklara göğüs gerdiğini. “-Sıradan olanı istemedim hiçbir zaman, farklı olanın peşindeydim. Başaracağıma da inandım” diye ekledi. Neticesinde bugün geldiği nokta ortada. Dünyanın en iyi 200 üniversitesi içerisine giren bir üniversitede rektör yardımcısı.
Sıkılmadan Çalışmalısınız.
Konuşmasının bir kısmını sizlere aynen aktarmak istiyorum: “Sıkılmadan yani severek çalışmayı öğrenmelisiniz. İnsan ancak sevdiği işi sıkılmadan yapabilir. Acaba bugün kaçımız severek yaptığımız işlere sahibiz? Başarı, kaliteli olan her işin ardından gelecektir. Başarılı her işin de mutlaka bir alıcısı vardır. Küçümsemeden, kabiliyetlerimiz ölçüsünde yapacağımız bir işle hem mutlu olabilir hem de gerçekten geçiminizi sağlayabiliriz.”
Her Başarının Kendi Hikâyesi Vardır.
Gerçekten de etkileyici ve keyifli bir seminerdi. Kendisine sonsuz teşekkürler. Öğrencilerin -hatta biz öğretmenlerin de- ufuklarına katmış olduğu muazzam artıyı düşününce ne kadar da faydalı olduğu anlatacak sözcükleri bulmakta gerçekten de zorlanıyorum. Sözlerime görüşlerine çok değer verdiğim bir meslektaşımın ifadesiyle son vermek isterim: “Her Başarının Kendi Hikâyesi Vardır.”
Okuduğumuz, dinlediğimiz her hikâye bizlere, kimi zaman neden başaramayacağımızı anlatır aslında. Bu imkânlara sahip ol(a)madan başaramayacağımıza inanırız. Hedefimiz, başka insanların hedefleri olmamalı asla. Kendi hedeflerimizi gerçekleştirmeye odaklanmalıyız.
Unutmayalım, ikinci bir Sondan DURUKANOĞLU FEYİZ’e ihtiyacımız yok. Bu hikâyeyi okuduğumuzda heyecanlanıp ulaşamayacağımız hedefleri hayal ettirmek değildi amacım. Kısaca söylemek istediğim, korkmayın, isteyin, bıkmadan deneyin. Başarı elbette sizi bulacaktır. Hiçbir emek zayi olmayacaktır.

*Sabancı Üniversitesi, Rektör Yardımcısı http://www.sabanciuniv.edu/tr/hakkimizda/rektor-yardimcilari




Sedat Yılmaz
Eğitim Danışmanı

1 Mart 2015 Pazar

“Zenginleşen Dünyanın Bir Parçası: Singapur”

“Zenginleşen Dünyanın Bir Parçası: Singapur”
Batı medeniyetlerinin zamanı doluyor mu? Yeni düzenin, dünyanın yükselen yıldızı ‘doğu’ mu olacak? Peki, bizler bu süreçte yönümüzü ne tarafa çevirmeliyiz? Uzak vadeli planlarımızı nasıl yapmalıyız?
Sizlere, BBC’nin hazırlamış olduğu bir belgeselin, bana düşündüklerini kısaca anlatmak istiyorum: “As part of a richer World: Singapore.” ( meraklıları daha geniş bilgi için bbc.co.uk adresine bakabilir.)
Şimdi sadece Singapur’u değil yanında parlayan diğer birkaç yıldızın da adlarını zikretmek istiyorum ki resmin bütünü daha net görülsün: “ Çin, G. Kore, Japonya, Tayvan, Malezya ve Singapur” Yenidünya düzenine yön verecek, yeni ülkeler.
Sözü uzatmadan hemen konuya geçelim…
“Bu değişimden biz de payımızı almak istiyorsak, bu değişimi çok iyi etüt edebilmeliyiz. İş işten geçtikten sonra, değişimin fark edilmesinin bize bir yararı olmayacaktır. Uluslararası arenada yer almak için mevcut durumu iyi okumak ve ona göre bir önlem almak gerekli.”
Küreselleşen dünyada sınırlar kalktı. Kimlikleri belirleyen hangi ulusa ait olduğunla değil yaptığın iş, sahip olduğun diplomayla ölçülüyor artık. Şayet biz de, bu küresel düzende bir yer sahibi olmak istiyorsak oyunu kurallarına göre oynamalıyız. Bu yeni durumu kavramak, zor olsa da- yakında bu söylenenler gerçekleştiğinde- her şeyi acı bir şekilde anlayacağız, maalesef.
Şöyle, daha somut bir örnekle anlatayım durumu: “ Üniversiteden mezun olduktan sonra iş başvurusuna gittiğiniz bir yerde: “Çinli, Amerikalı, Kanadalı, Tayvanlı, Güney Afrikalı yeni mezun öğrenciler görürseniz, şaşırmayın bu duruma.” Oyunu kurallarına göre oynamazsak bizi seve seve oyunun dışında bırakacaklar.
İletişim çağında yaşıyoruz, hepimiz cebinde bir dünya taşıyor artık ( internet) Ulaşım hayallerin de ötesinde gelişti. Bu durumdan yararlanmak zorundayız. Çünkü onlar yararlanıyor. Etrafınıza, şehrinize bakın: “Son 10 sene içerisinde yabancıları ne kadar sık gördüğünüzü hatırlayın.”
Singapur,
Gelişen ve değişen dünyanın yeni merkezlerinden. Adını ileride daha sık duyacağız. Belki de birçoğumuzun hayalleri olacak bu şehir. Batının zamanı doluyor. Çünkü Batı kendini tekrara düştü. Yeni bir şey koymakta artık çok zorlanıyor. Genç, dinamik ve atıldan bir doğu var karşısında. Bu güç savaşı hangi tarafın lehine sonuçlanır bunu bilemiyoruz; ama bildiğimiz tek bir gerçek var ki artık yenidünya sadece batıdan oluşmuyor.
İş işten geçmeden bu meseleyi araştırmalıyız diyorum. Uzakdoğu’da ‘üniversite imkânları, iş imkânları’ kesinlikle değerlendirilmeli. Gelecekte söz sahibi olmak istiyorsak, şimdiden doğru yatırım yapmak zorundayız.


Sedat Yılmaz

İstanbul


11 Şubat 2015 Çarşamba

YGS'ye Çok Az Kala Yapılması Gerekenler

YGS’ye bir aydan biraz daha fazla bir zaman kaldı. Öğrencilerin yetişmeyen konuları, hala kronik olarak yaptıkları yanlışları canlarını sıkıyor, biliyorum. Peki, bu kalan sürede neler yapmalı?
Panik YOK!
Öncelikle öğrencinin paniklemeden sakin bir şekilde hareket etmesi gerekli. En önemlisi hiç şüphesiz bu olacaktır. Sonrasında kalan konuları bir sıraya koyarak, kalan günleri en iyi şekilde planlamak gerekli.
Eksik kalan tüm konulara çalışılmalı mı?
Son zamanda eksik kalan tüm konulara birden saldıran öğrenciler, maalesef hiçbirisini öğrenemeden ya da daha da kötüsü yalan yanlış öğrenerek sınava giriyor. Şimdi en iyisi mi eksik konuları şöyle bir alt alta yazmak lazım. Sonrasında geçmiş yıllarda çıkan soru adedince bir önem sırası oluşturarak sakin ve emin adımlarla ilerleyerek bu konulara çalışmak gerekli.
Bitirdiğimiz konuları unutmamak için neler yapmalıyız?
Kimisi geçen seneden kimisi yazın başından beri YGS’ye hazırlanıyor. “Bu süre zarfında birçok konu öğrendik, bir sürü soru çözdük ama sürekli olarak bu konuları hatırlayamıyoruz.” Biliyorum ki, şu günlerde öğrencilerin en çok şikâyet ettiği konuların başında bu geliyor. Öncelikle en başta verdiğim tavsiyeyi yineleyeyim, sakin olalım, paniğe gerek yok. Öğrendikleriniz hiçbir yere gitmedi, sadece heyecanlandığınız için hatırlayamıyor ve öyle düşünüyorsunuz. Size tavsiyem, kalan süre içerisinde her gün en az bir deneme çözmeye çalışın. Konu çalışmalarınızın dışında kalan zamanlarda en az bir deneme çözerek, yanlış yaptığınız soruları inceleme fırsatı bulabilirsiniz.
Çözemediğimiz ya da yanlış yaptığımız soruları ne yapmalıyız?
Çözemediğimiz ya da yanlış yapılan sorular, bizler için hayati önem taşıyor. Çünkü çözebildiğimiz sorular zaten bizimdir, önemli olan kalan bu sürede biz, bize ait olmayanı elde etmeye çalışalım. Çözemediğiniz ya da yanlış yaptığınız soruları sakın atlamayın. Dönüp bakın, inceleyin. Şayet dikkatsizlikten kaçırdıysanız çok da mühim değil üzerinde durmayın. Eğer konu eksiğiniz varsa konuyu çalışın ve tekrar çözmeye çalışın. Ama konuyu biliyor ve yine de çözemiyorsanız acilen o branşın öğretmeniyle irtibata geçin.
Kendinizi ASLA gerçek hayattan koparmayın!
Bu süreçte yapılan en büyük hataların başında öğrencinin, içine kapanarak kimseyle görüşmeden sadece ders çalışmaya çalışması geliyor. Günde 10-12 saat masa başında ya da odasında bir başına kalarak kimseyle görüşmeden, konuşmadan ders çalışması, bir süre sonra onun evham yapmasına neden oluyor. “Herkes çoktan bitirdi, benim bütün konularım eksik. Onlar kazanacak, ben kazanamayacağım gibi” saçma sapan evhamlara kapılan öğrenci, strese bağlı olarak şimdiye kadar ki emeklerini de zayi edecektir. Tavsiyem, gündelik yaşamınıza devam edin. Okulunuza, dershanenize gitmeye çalışın. Biraz daha az uyuyabilirsiniz, arkadaşlarınızla çok daha az zaman geçirebilirsiniz ama SAKIN gündelik hayat ritminden KOPMAYIN.
Merak etmeyin sizden önce de bu sınava girdiler, kazandılar. Siz de girecek ve kazanacaksınız.

Sorularınız için;
fsedatyilmaz@gmail.com                           
Sedat Yılmaz

Eğitim Danışmanı

9 Şubat 2015 Pazartesi

YGS-LYS TARİH OLUYOR!

Milyonlarca genci ilgilendiren YGS-LYS 2015’teki dershane dönüşümüne paralel olarak değişiyor. 2016-2017 eğitim öğretim yılıyla birlikte TEOG’a benzer bir sınav geliyor. Birkaç temel dersten oluşan merkezi sınavlar yapılacak. MEB’in gerçekleştirdiği bu sınavlar, üniversiteye geçişte belli yüzdelerde ağırlık taşıyacak. Ders notlarının yanı sıra öğrencinin sanat, spor ve boş zaman etkinliklerinden oluşan ders dışı uğraşları da puanlandırılacak. Böylece öğrencinin düzeyi ve ilgi alanın da şekillenmesi hedefleniyor. Bu sınavların yanı sıra yılda belirli aralıklarla yapılacak merkezi sınavlardan da puan alan öğrenciler, tercihlerini bu puanlardan yapacak.
Sınav, performans ölçümlerinde teknolojiden faydalanılacak
Tablet bilgisayarlarla dersler, interaktif uygulamalar yapılacak. Ortak sunumları hem Hakkâri’deki hem de İstanbul’daki öğrenci aynı anda izleyebilecek. Böylece, ortak sınavlarda doğacak eksiklerin giderilmesi bekleniyor.
Performans eğitimine önem verilecek.
Özellikle Türkiye’de ara elemanda ortaya çıkan eksiği giderebilmek için, mesleki ve teknik liselere önemli bir görev düşüyor. Başbakan Davutoğlu’na verilen brifinge göre, mesleki ve teknik liselerin üniversitelere olan bağımlılıkları azaltılacak. İşveren kuruluşlar ve işadamları bizzat bakanlık ile ortak çalışarak çözüm üretecekler.
Toplamda 5 sınav öngörülüyor.
Yıl içerisinde 2 ay arayla toplamda 5 sınav yapılması planlanıyor. En yüksek puanla tercih yapabilecek. Üniversiteye girişte bazı bölümlerin taban puanları kaldırılacak. Direkt olarak öğrencinin lise notları ve performans notlarıyla girişi sağlanacak.
Açık uçlu sorular da geliyor
Sınavlarda test sorularının yanı sıra açık uçlu sınav soruları da sorulacak. Üniversitelerin kendi sınavlarını yapmasına da müsaade veren bu sistem, eskiden olduğu gibi tek bir sınavla öğrenci alımı yapmayacak.
Dil eğitiminin de sınavlara etkisi olacak
Dil eğitimi şimdilerde olduğu gibi kelime ezberleme ve gramer ağırlıklı bir sınavdan kurtularak, IELTS’de olduğu gibi dinleme ve konuşma kısımları da olacak. Üniversite sınavlarında özellikle yabancı dille eğitim veren üniversitelerde yabancı dil puanı da aranacak.
YÖK yasası değişiyor
YÖK yasasının değişmesiyle birlikte üniversiteler ders programlarını çağın şartlarına uygun şekilde belirleyerek, ihtiyaçları gidermeye çalışacak.


Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 8 Ağustos 2012 tarihli toplantısı




Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı

7 Şubat 2015 Cumartesi

YENİ TEOG GİRİŞ SİSTEMİ VE BERABERİNDE GELEN SIKINTILAR

Geçtiğimiz yıl uygulanmaya başlayan TEOG( Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı) beraberinde birçok sıkıntıyı da getirmişti. Sınavın uygulanması esnasında ortaya çıkan sorunların yanı sıra tercih dönemindeki hatalar velileri ve öğrencileri baya bir yormuş ve strese sokmuştu. Bu sene, Milli Eğitim Bakanlığı yeni aldığı bir takım kararlarla TEOG giriş sistemini değiştirecek. Peki, nedir bu değişiklikler?
Tek Liste Tercihler Yapılacak
Geçtiğimiz yıl A ve B şeklinde iki liste hazırlanmıştı. A listesinde tercih yapan öğrenci şayet yerleşemezse o zaman B listesindeki bir okula yerleşiyordu. Bu durumda, beraberinde öğrencinin tercih yapmadığı okullara-hatta çok uzaktaki ilçelerdeki okullara- yerleşmesine neden olmuştu. Hatanın düzeltilmesi uzun zaman almış, okullar bu şekilde açılmış ve epey bir süre öğrenci kontenjanlarındaki dalgalanmaların sebebi olmuştu. Yeni yapılan değişiklikle birlikte, listeler ortadan kalkıyor ve öğrenci tek tercih listesinde 25 okul tercih ediyor. Okul türü ve il-ilçe sınırlamasını da ortadan kaldıran bakanlık, böylece İstanbul’da sınava giren bir öğrencinin Ankara’daki bir okulda okuyabilmesine de imkân tanıyor.
Sistem şu şekilde çalışacak, öğrenci sınav puanları hesaplandıktan sonra bakanlığın sitesinden oluşturulan tercih sistemine giriş yapacak. Karşısına öncelikli olarak iki tercih butonu çıkacak “Özel Okul Tercihi Yaptım” bu butonu tıklarsa şayet, devlet okullarına giriş hakkı yanacak ve sistemden otomatik olarak çıkarılacak. “Tercih Yapmak İstiyorum” butonuna tıkladığında karşısına 25 okul tercih edebileceği bir sayfa açılacak ve öğrenci burada tercihini oluşturacak.
Sistem Kararlı Aileler İçin Oluşturulmuş. 
                Çocuklarının bu sistemden etkilenmemesi için çabalayan aileler, kararlarını çoktan vermiş durumdalar. Çocuğu hangi puanı alırsa alsın özel okula gönderecek veliler ve her koşulda devlette okutacak veliler bu sistemden çok da etkileneceğe benzemiyor. Öğrenci sistemdeki ilk tercihinde “Özel Okul Kaydı Yaptırdım” butonunu tıklarsa kendisi, bu kargaşanın dışında kalacak. Ama özel okul kontenjanlarının 25 bin olduğunu düşünürsek bu az bir kesimi ilgilendiren mesele.
Çocuğum Ya Tercih Ettiği Bir Okula Yerleşemezse Ya da Sonradan Değiştirmek İsterse?
                Tercih sonrasında yerleşen ve yerleşemeyen öğrenciler için nakil dönemi başlayacak ve bu dönemde öğrenciden 5 tercih alınacak. Böylece, öğrenci yerleşemediği bir okula tekrar başvuru yapmış olabilecek ya da yerleştiği okulunu değiştirebilecek. Özel okullara ilk tercihinde kayıt yaptırmak istemeyen veliler de ancak bu nakil döneminde kayıt yaptırabilecekler.
Asıl Sıkıntı Özel Okullar İçin Olacak
Özel okullara 17 Haziran- 24 Temmuz Tarihleri arasında tercih hakkı tanıyan bakanlık, daha sonrasında tercih yapmayan veliler için nakil dönemini beklemesini isteyecek. Veli de öğrencisinin devlette bir okula yerleşip yerleşemediğini görmek adına tercih yapmadığında ve beraberinde herhangi bir okula yerleşemediğinde büyük bir stres ve panik hali yaşayacak. Çünkü özel okullar da bu süreçte, kendi kadrolarını oluşturmuş ve planlamasını yapmış olacak.
Henüz tasarı halinde olan bu çalışma, bakanlık sitesinde yayınlanmış durumda. Umuyoruz ki, başta özel okullar için oluşturduğu handikabı ve diğer tercihlerdeki sıkıntıları fark ederler ve düzeltme yaparlar. Yoksa bu sene de geçen senedekine benzer şikâyetler, sıkıntılar yaşanacak.
Bakanlık, maalesef bu işi düzeltmek yerine işleri iyice arapsaçına benzetmiş durumda.
               
                                                                                              Sedat Yılmaz

Eğitim Danışmanı

13 Ocak 2015 Salı

HUKUK FAKÜLTELERİNİN TM-3'E GEÇMESİ TM-2'DE PUANLARI DÜŞÜRÜR MÜ?

HUKUK FAKÜLTELERİNİN TM-3'E GEÇMESİ TM-2'DE PUANLARI DÜŞÜRÜR MÜ?

Son bir kaç gündür, çok yoğun olarak bu soruyu soruyorlar. Buradan da kısaca cevap vermek istiyorum.
Öncelikle bir kaç bilgiyi gözden geçirelim.
TM-2 puanında ağırlıklı olarak (%25) Matematik soruları belirleyici oluyordu. Bu nedenle, hukuk fakültesinin TM-3'e geçmesi çok da büyük bir puan değişmesine neden olmayacaktır. Çünkü önemli olan sıralamadır. Edebiyat ve Coğrafya derslerinin Türkiye ortalamasına bakarsak geçen yıllarda matematik alanının çok altında kaldığını görürüz. Yani, yine seçici olan matematik olacaktır. Uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi gibi iyi bölümlerin puanlarının ve sıralamalarının da çok fazla değişeceğini düşünmüyorum.
Kısaca söylemek gerekirse matematik seçiciliğini korumaya devam edecektir.

Hukuk Fakülteleri TM-2 puanına geçti. Peki, bu değişiklik ne anlama geliyor?
Artık, hukuk fakültesi isteyen öğrencilerin daha fazla edebiyat-coğrafya soruları çözmesi anlamına geliyor. Hukuk fakültelerinin çoğu ilk 20 binden öğrenci alıyor. İlk 20 bine girebilmek için, özellikle de iyi üniversiteler için söylüyorum,  matematik yapma zorunluluğu devam ediyor. Belki bu değişiklik 2-3 net bir oynamaya neden olacaktır. Öğrencilerin düşündükleri şu, sayısal bölüm öğrencilerinin hukuk fakültesi tercihi artık daha zor olacak. Ama şu gerçeği göz ardı etmeyelim, öncelikle hukuk isteyen sayısal bölüm öğrencileri ya son sınıfta ya da dershanelerinde eşit-ağırlık sınıflarına geçiyorlar. Yani onlar da edebiyat- coğrafya dersi alıyorlar ve çalışıyorlar. Bu nedenle, ben puanların çok düşeceğini düşünmüyorum.

Bu sene edebiyat-coğrafya derslerinin soruları daha zor gelecek diyorlar? Doğru mu?

Ben bu görüşe katılmıyorum. Sınav soruları zaten oldukça seçici (zor), tekrardan böyle bir değişikliğe gideceklerini sanmıyorum. 2014 yılında yapılan sınavdan daha zor olacağını düşünmüyorum. Müfredat belli, içerisine yeni konular eklemedikleri sürece, böyle evhamlara kapılmanız yersiz. Önemli olan puan değil sıralama olacağı için, soruları zor sorup puanları değiştirmenin bir anlamı olmayacaktır.

Sedat Yılmaz
Eğitim Danışmanı

7 Ocak 2015 Çarşamba

Hukuk Fakültesine Gitmek İsteyenler Okusun!

Şahsıma gelen sorulardan hareketle birkaç konuyu aydınlatmak gerektiğini düşünüyorum. Önümüzdeki YGS-LYS sınavlarında değişen bir takım puanlamalar öğrencilerin kafalarında soru işaretlerine neden oluyor.

Soru: Hukuk fakültelerine giriş TM-2 puanından TM-3 puanına kaydırıldı. Bu ne demek oluyor?

Cevap: LYS-1 Matematik ve LYS-1 Geometri etkisi azalarak yerini LYS-3 Edebiyat ve LYS-3 Coğrafya aldı. Geçen sene hukuk fakültesini kazanmak isteyen birisinin daha fazla matematik çözmesi gerekirken artık, edebiyat ve coğrafyadan daha fazla çözmesi gerekiyor. Şöyle ki:
TM-3 Puanlarında Soru Dağılımları:

YGS Türkçe- %15 (40 Soru)
YGS Matematik- %10 (40 Soru)                           TM-3 Puanın %40’ı 
YGS Sosyal Bilimler- %10 (40 Soru)
YGS Fen Bilimleri- %5 (40 Soru)

LYS-1 Matematik- %18 (50 Soru)
LYS-1 Geometri - %7 (30 Soru)                            TM-3 Puanın %60’ı
LYS- 3 Edebiyat- %25 (56 Soru)
LYS-3 Coğrafya- %10 (24 Soru)



Soru: İyi bir hukuk fakültesi kazanmak için kaç net yapmam gerekir?

Geçen sene (2014) İstanbul Hukuk Fakültesi taban puan TM-2’den 441,279 ile aldı. Bu da ortalama
YGS- Türkçe- 35 Net
YGS- Matematik- 35 Net
YGS- Sosyal Bilimler- 35 Net
YGS- Fen Bilimleri- 0 Net
LYS-1 Matematik- 40 Net
LYS-2 Geometri- 25 Net
LYS-3 Edebiyat- 40 Net
LYS-3 Coğrafya- 20 Net
( NOT: Ortaöğretim Başarı Puanı Otalama 50 olarak hesaplanmıştır. Bu netler değişebilir. TM-2 puanında istediği için her halükarda matematik ve geometri netlerinin yüksek olması gerekliydi.)
Bu seneye yani 2015’e gelirsek artık TM-3’den alacağına göre, puanın henüz ne olacağı belli değil. Ama aşağı yukarı geçen seneden bir hesaplama yaparsak, yüzdelik dilimler ve sıralamalar göz önünde bulundurulursa, aşağıdaki gibi bir net ortalaması gerekli olacaktır.
YGS- Türkçe- 38 Net
YGS- Matematik- 30 Net
YGS- Sosyal Bilimler- 37 Net
YGS- Fen Bilimleri- 0 Net
LYS-1 Matematik- 30 Net
LYS-2 Geometri- 20 Net
LYS-3 Edebiyat- 50 Net
LYS-3 Coğrafya- 22 Net

Hesaplamalar gösteriyor ki bu sene LYS-3 matematik ve LYS-3 geometriden geçen seneye göre daha az net yapmak yeterli olacaktır. Bu da EA( eşit ağırlık) öğrencileri için kâbus haline gelen matematiğin ve geometrinin önemin azalması anlamına geliyor.
Gelgelelim Edebiyat- Coğrafya gerçeğine, şu ana kadar matematik- geometri ağırlığının fazla olması öğrencileri sürekli matematik-geometri çalışmaya yönlendirdi. Edebiyat ve coğrafya biraz geri planda kaldı. Artık vakit kaybetmeden öğrencilerin, edebiyat ve coğrafya çalışması gerekli. Bu sene sınava girecek EA ( eşit ağırlık) öğrencileri için bu lehlerinde bir karar karar oldu, bunu çok çalışarak aleyhlerine çevirmeden noktalamaları gerekli.
Kaç netle hangi bölüme gireceğini merak edenler, bana mail yoluyla sorularını iletebilirler. Ayrıca son zamanlarda nasıl bir çalışma takvimi oluşturmak gerekli, bu konuda da soracak sorusu olanların maillerini bekliyorum.


                                                                                                          Sedat YILMAZ
                                                                                                          Eğitim Danışmanı

Bir Eşit Ağırlık Öğrencisi Olarak Matematik Dersiyle Olan Sınavım :)

Bu başlığı açmamın temel sebebi, yıllardır gerek derslerine girdiğim öğrencilerim olsun gerek özelden bana mail, whatsapp mesajı vs. ile mes...