17 Haziran 2015 Çarşamba

Hukuk Fakültesi Tercih Edecekler İçin

Son günlerde en çok sorulan soruya buradan cevap vermek istiyorum
“Hukuk fakültesine gitmek için kaç net yapmam gerekli? Sıralamam ne olmalı?”
Bu sene malumunuz hukuk fakültelerini TM-2’ye kaydırdılar. Bu da Matematik ve Geometri etkisini eskiye nazaran düşürecektir. Yine de asla Matematik ve Geometri etkisini küçümsemeyin. Çünkü edebiyat ve coğrafya netleri geçen seneye göre benzerlik gösterecektir. Hala asıl eleyici olan matematik ve geometri olacaktır diye düşünüyorum. Özellikle de bu sene yapılan sınavda geometri sorularının zor olması, seçiciliğini artıracaktır. Malum bu sene ÖSYM tarihinin en garip sınavına imza attı. Toplamda 132 netle ilk 1000’ e giren öğrenciler oldu. Bu sene Türkçe’nin etkisi çok farklıydı. O yüzden sayılar ve tahminleri isterseniz şimdilik bir kenara bırakalım da sınavların neticesinde sıralamalar açıklanınca net konuşalım.

Bu sene biz, bu işi yapan profesyonellerin de işi çok zor oldu. Hemen her gün bir sürü soru geliyor. Hocam ne yapmalıyız diye? Hepsine salık verdiğim bir şey var o da, siz çalıştıysanız rahat olun başaracaksınız, olumsuz her ifadeye kulağınızı tıkayın lütfen. Çünkü hemen herkes bir şey söylüyor. Son sözü sizin netleriniz söyleyecek. Tek gerçek bu!
Elinizden geleni yapacaksınız hiç şüphem yok. 
Tercih döneminde de buradayım. Sorularınız için mail adresimi kullanabilirsiniz. Elimden geldiğince çabuk sorularınızı cevaplamaya çalışıyorum. 
fsedatyilmaz@gmail.com

16 Haziran 2015 Salı

Nasıl Ders Çalışmalıyız? ( Ders Çalışma Programı Örneği İçerir.)


Gün gün ders çalışma programı nasıl hazırlanmalıdır?
Şu günlerde LYS yapılırken yeni olacak 12. Sınıfları da bir telaştır kapladı: “Nasıl ders çalışmalıyız?”
Yaz ayları geldi ve bizim çalışma programımız henüz yok.
Günlük, haftalık ve aylık olmak üzere üç farklı program hazırlayan bir öğrenci neticesinde başarılı olacaktır.
Öncelik günlük çalışma programı olmalı, zor olan daha doğrusu detay isteyen program budur. Şimdi bu yazıyı okuyan bir öğrenci öncelikle kendi günlük periyotunu belirlemeli. Sabah kaçta kalkar? Günlük ne kadar boş vakti var? Kaçta uyuması gerekli vs.?
Her öğrenci kendi kırmızıçizgilerini çıkardıktan sonra şimdi program oluşturma sırasında,
Örnek:
Sabah 10.30’da kalkarım.
Uyanmam ve kahvaltı 1 saat sürer.
Günde en az 2-3 saat dışarı çıkmam gerekli.
1 saat dizi, film vs. izliyorum.
Saat 01.00’da uyurum.
Şimdi yukarıda belirlediğim periyotta kendime bir program oluşturacağım.
12.00-12.40: 1. Ders saati
12.40-12.50: Ara
12.50-13.30: 2. Ders saati
13.30- 14.00: Ara
14.00- 15.00: 3. Ders saati
15.00-18.00: Serbest zaman
18.00-20.00: Akşam yemeği+ Dinlenme
20.00- 20.40: 4. Ders saati
20.40- 20.50: Ara
20.50- 21. 30: 5. Ders saati
21.30-22.30: Dizi+ film
22.40- 23.40: 6. Ders saati
23.40- 00.00: Dinlenme
00.00-00.30: Kitap okuma
00.30- 01.00: Yatış Hazırlık
01. 00: YATIŞ
Yukarıdaki örnek bir çalışma programı ama dikkat ederseniz bu kadar boş vakte rağmen günde 6 saat ders çalışıyorum ve en az yarım saat kitap okuyorum. Siz hedefinizi büyüklüğüne göre bunu biraz daha artırabilirsiniz. Ama KESİNLİKLE kendinize boş zaman ayırın. Unutmayın, tatil zamanı kendinize çok fazla yüklenirseniz akabinde çabuk yorulur ve bıkarsınız.
Gelelim haftalık plana,
Haftalık yapacağınız planda hedef ağırlıklı olsun.
Mesela,
Haftada 7x6= 42 saat ders çalışacağım,
Haftada 7x0.30= 3,5 saat kitap okuyacağım gibi.
Son olarak soru hedefleri koyun kendinize,
Haftada Matematik: 7x150: 900 soru çözeceğim,
Türkçe: 7x 100: 700 soru çözeceğim gibi,
Hedeflerinizi önceliklerinize göre siz belirleyin, ne eksiğiniz var siz biliyorsunuz. Ama hedef olması ŞART!
Son olarak da aylık hedefleriniz olsun. Yaz ayı için hazırlanan bu programda ağustos sonuna kadar hedefleriniz olsun, mesela;
Temmuz ayında, toplam: 3000 soru çözeceğim
Ağustos ayında toplam: 3500 soru çözeceğim gibi,

Şayet bu şekilde bir program hazırlar ve harfiyen bu programa sadık kalırsanız size GARANTİ veriyorum ki başarılı olacaksınız. Hatta siz bile ne kadar ilerlediğinize şaşıracaksınız. Unutmayın, başarı ancak disiplinli ve gayretli bir çalışmayla gelir. 


Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı

15 Haziran 2015 Pazartesi

"Başarmak ya da Başaramamak."


“Her başarı kendi hikâyesini yazar.” Ne kadar da özel bir söz, şu an anlatmak istediklerimi özetleyen. Şimdi yeni başarı hikâyesi yazacak siz gençleri bekliyor üniversite sıraları. Bir konuda başarılı olmak, başaran birisini dinlediğimizde ne kadar da ulaşılabilir geliyor oysa, yeter ki doğru bir alana odaklanalım, kendimize ulaşılabilir hedefler seçelim ve bıkmadan, usanmadan çalışmasını bilelim.
Hedef seçebilmek çok önemli bir ayrıntı,
Nasıl ki başarı hikâyeleri birbirine benziyorsa başarısızlık hikâyeleri de benzerdir aslında. Ama kimse onları anlatmaz. Ben kısaca başaramayanların neden başaramadıklarını anlatayım size. Hedefi olmayan hiç kimseye faydanız dokunmaz. Ne kadar enerjisi olsa da zamanla enerjisini boşa harcayacak, küreklerini boşa çekecektir. Biliyorum, şu ana kadar bu masalı çok dinlediniz. Hedef koyalım, hedefiniz olsun vs. vs. peki nedir bu hedef?
Amacımız nedir? Sevdiğimiz işi yaparak yeterince para kazanmak böylece mutlu mesut bir hayat yaşamak, haksız mıyım?
Peki, nedir sevdiğimiz iş?
İşte burada iş biraz çetrefilleşiyor. İş seçimi sanıldığı kadar da kolay değildir. Biz tümevarım yerine genelde tümden gelim yaparız. Çok kazanan meslekleri seçer,  yeteneklerimizi o işe uydurmaya çalışırız. Hâlbuki tersini yapsak ve yeteneklerimize, yapabileceklerimize uygun bir iş seçtiğimizde ne kadar başarılı olacağımızı bir bilsek, ne kadar da başarılı olacağız. Hobilerimizi işimizle karıştırırız, fotoğraf çekmeyi sevdiğimiz için fotoğrafçı olmaya karar veririz. Ya da matematiğimiz iyi diye bankacı olmayı isteriz; ama yeteneğimiz bambaşka bir iş üzerinedir.
-          Hocam bu söylediklerinizi biz de biliyoruz, farklı ne söyleyeceksiniz? Özete geçelim lütfen!
Maalesef, size bilmediğiniz bir şey söyleyemeyeceğim. Bu nedenle, lütfen tekrar tekrar iyi düşünün. Yapacağınız işe çok iyi karar verin. Biliyorum aileniz, çevreniz hayatınızı şekillendirecek ama en azından sizler de kafanızın bir köşesinde kendinize bir yön verebilmek adına araştırma yapın. Sırf çok para kazanıyor diye doktor olmayın. Sevdiğiniz iç mimarlık alanına yönelin, emin olun başarılı olmanız halinde doktordan çok daha fazla kazanacaksınız. Hayalperest olun demiyorum size, gerçeklere göz yummayın. Sadece araştırın. Sorun, soruşturun. Hangi meslek ne yapar? Ne kadar kazanır? Gelecekteki kariyeri nedir? Bunları sormak size kaybettirmez aksine daha çok kazandırır. Bu konuda fazla uzatmak istemiyorum, özelden mail yoluyla konuşmak isteyen olursa her zaman hazırım. (fsedatyilmazægmail.com)
Başta anlatmak istediğime döneyim şimdi: Kişi neden başaramaz?
1.      Hedefi yoktur.
2.      Ayran gönüllüdür. Her şeyi denemek ister.
3.      Çabuk pes eder.
4.      Her duyduğuna inanır.
5.      Amacı iyi olmak değil, çok kazanmaktır.
6.      …
Sanırım siz de 6. Sıraya bir şeyler koydunuz. Çünkü her başarının hikâyesi gibi başarısızlığın da hikâyesi birdir. Değişmez!

Zor olanı isteyin, küçük de olsa bir hedefiniz olsun. Başta siz kendinize inanın, yoksa size kimse inanmaz. Korkmayın, sonunda başarı sizin olacak. Hem de o son çok uzak değil. Yeter ki doğru zamanda doğru yerde olmayı başarın.


Sedat Yılmaz
Eğitim Danışmanı

6 Haziran 2015 Cumartesi

Yeni 12. Sınıflar Ne Zaman Ders Çalışmaya Başlıyoruz?


2015 YGS oldubitti derken şimdilerde, yakın bir zamanda LYS var ve bu senelik maraton son bulmuş olacak. Akabinde tercihler, yerleştirmeler vs. derken sırada yeni 12. Sınıfların bu koşuşturmacası başlayacak. Şu günlerde öğrencilerin yaşadığı en büyük kafa karışıklıklarından birisi de “ne zaman ders çalışmalıyız?” sorusu üzerine.
Seneye malum dershaneler kapanıyor. Okullar, etüt merkezleri vs. bu görevi yerine getirmeye çalışsa da profesyonel anlamda ne kadar faydalı olacakları bir tartışma konusu, bunu zamanla göreceğiz ve o zaman değerlendireceğiz. Şimdilik öğrencilerin neler yapabileceğini konuşalım.
Yaz ayları öğrenciler için en büyük handikapların başını oluşturuyor. Yeni bitmiş bir senenin ardından hiç durmadan çalışmaya devam etmek, öyle her babayiğidin harcı değil açıkçası. Gerçi sınavın da asıl meselesi bu zaten, çalışan ve çalışmayanları ayırt edebilmek.
Şunu belirteyim ki yaz aylarını çalışmadan geçiren birisi, üniversiteyi kazanmayı öyle çok ciddi biçimde hayal etmesin. Çünkü dananın kuyruğu önümüzdeki birkaç ay içerisinde kopacak. Eylül ayı geldiğinde hazır bir öğrencinin yıla başlaması ile henüz yeni başlayan bir öğrencinin arasındaki farkı gelin siz hesap edin. Şunu da belirteyim ki, bu sınav iki aşama, yani ekim- kasım ayı itibariyle ikinci basamak sınava da bir yandan hazırlanmak gerekli. Belki yüzdelik olarak hesap edildiğinde ilk aylar ikinci basamak sınav çok yer tutmasa da zamanla birlikte bu yüzdeliği artırmada fayda var.
Yaz ayları, üniversiteye gidecek ve gitmeyecek öğrencileri ayıran en önemli parametrelerden birisi açıkçası. Herkesin tatil yaptığı bu zamanları en verimli şekilde geçiren bir öğrenci, bunu semeresini sınavda alacaktır.
Peki, yazın nasıl ve ne kadar çalışalım?
Gerçeklere göz yummaya gerek yok. Biliyorum yoruldunuz, sıkıldınız. Uzun ve yorucu bir yılın ardından tatil elbette hakkınız. Zaten aksini düşünmek sadece ‘safdillik’ olur. Hem de bu durum sene içerisinde daha çabuk yorulmanıza ve bıkmanıza neden olacaktır. Bu nedenle, yazın elbette tatil yapmak ve dinlenmek gerekli. Ama her şeyin bir adabı var. Bu sene tatili adabınca yapacaksınız, kısacası. Yani tatil ağırlıklı değil çalışma ağırlıklı bir yaz geçirmeniz gerekiyor. Elbette gün içerisinde kendinize zaman ayırın. Hatta bir yerlere kaçamak bile yapabilirsiniz. Ama gittiğiniz her yere bir test kitabı muhakkak götürün. Elinizin altında bir test kitabı olması sizin meseleden uzaklaşmadan kalmanızı sağlayacaktır. Ve elbette tatili bir haftadan fazla uzatmak beraberinde bir takım sıkıntıları da getirecektir.
Kaç saat çalışalım?
Bence normal bir günde “ciddi hedefi olanlar için” dört saat çalışmak idealdir diye düşünüyorum. Yok, daha hafif hedeflerim var diyorsanız, 3-2-1 şeklinde siz sıralayın. Ama hepsini birden çalışmayın. Günü ikiye bölün mesela, sabahtan iki akşamdan iki şeklinde olabilir. Kimi zaman bu 4 saat 5-6-7’e çıkabilir; ama tavsiyem şu ki bunu üst üste birkaç günden fazla yapmayın. Sıkılırsınız, devamında ders çalışmaktan soğuyabilirsiniz. Kimi zamanda bu aşağı doğru bir ivme gösterir ve birkaç gün 1-2 saat ders çalışabilirsiniz. Ama size önerim her gün ders çalışın. Az olsun ama her gün olsun.
Strese gerek yok. Yapacaksınız!
Merak etmeyin sizden öncekilerde bu yoldan geçti. Hatta hala geçmeye çalışıyorlar. Bu yüzden canınızı sıkmayın, paniklemeyin. Çalışın. Eksiklerinizi giderin, bol soru çözüp pratik yapın. Neticesinde siz de karşılığını alacaksınız. En önemli düsturunuz bu süreçte SABIR olsun.

Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı

31 Mayıs 2015 Pazar

YGS Sıralamam LYS'ye Ne Kadar Etki Eder?

Şu günlerde sık sık aynı soruyla karşılaşıyorum.
“Hocam YGS’de sıralamam çok kötü, peki LYS’de düzeltebilir miyim?”
Bu sene YGS geçen senelere nazaran daha farklı bir soru çeşidiyle karşımıza çıktı ve ezberleri bozarak öğrencilerin hesapladıklarından ya da sene içindeki denemelerinden çok farklı sıralama içinde kalmalarına neden oldu. Bu nedenle, ben bu sene YGS’nin geçen senelere nazaran çok daha az seçici olacağını düşünüyorum. Asıl sıralamanın LYS ile belli olacağı bir sınav bence bu sene. Bu nedenle, öğrenciler bıkmadan, usanmadan kalan günleri değerlendirmeli, sınavda da azami netler bırakarak başarıya giden yolda emin adımlarla ilerlemelidir.
Sıram 200 binlerde, Eşit-Ağırlık öğrencisiyim, ilk 10 bine girebilir miyim?

Geçen senelerde birçok örneğine şahit olduk ki bu durum mümkündür. Çünkü EA öğrencilerinin önünde şu an çok fazla SAYISAL öğrencisi bulunmakta, onlar sıralamadan çıktıktan sonra EA öğrencileri ön sıralara gelecektir. Ama unutmayın, LYS’de belirleyici olan MAT-2 ve GEO-2 olacaktır. Bu nedenle, MAT-2 ve GEO-2 netlerinizi elinizden geldiğince yüksek tutmaya çalışın.




Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı

17 Mayıs 2015 Pazar

LYS'de Sona Yaklaştık!

Çok uzun zamandır hazırlandığınız sınava sayılı günler kaldı evet, LYS’den bahsediyorum. İlkokuldan beri hazırlandığınız tüm sınavlar, gireceğiniz bu sınava endeksliydi. Şimdi son sınav olacak ve neticesinde bir bölüm ve üniversite tercih edeceksiniz. Devamında da bu bölümden mezun olacak ve hayatınızı bu meslek üzerinden şekillendireceksiniz.
Her sene ülkemizde milyonlarca öğrenci bu sınava giriyor. Kimisi istediği puanı alıp istediği alanı tercih edebilirken maalesef kimisi de sadece puanının yettiği ve daha önce hiç düşlemediği bölümlerin kapılarını aralıyor. Bugün kısaca sizlere, “son ana gelmişken neler yapmalıyız? Kalan zamanımızı nasıl değerlendirmeliyiz”den bahsedeceğim.
Geçen gün konuştuğum bir öğrenci- kendisi YGS’de ilk bine girdi- çok sıkıldığını, son ana yaklaştıkça daha fazla heyecanlandığını ve hatta korktuğunu ifade etti. Bu gayet normal bir durum. Şimdilerde bütün öğrencilerin içerisinde bulunduğu halet-i ruhiyeyi özetleyen bir reaksiyon gösterdiği. Biliyorum, çok klişe olacak ama stres ve heyecana lüzum yok. Unutmayın ki, yalnız değilsiniz. Bu sınava sizinle birlikte yine yüzbinlerce öğrenci girecek.
YGS’de zaman yetmezken şimdi zaman artacak, dikkatli olmalı.
YGS’de az zamanda çok soru çözdünüz. Bütün dersleri aynı anda çözmek zorundaydınız. Bir yandan coğrafya ile uğraşırken diğer yanda kimya sorularıyla cebelleştiniz. Ama şimdi sadece tercih ettiğiniz sınava girecek ve azami şekilde konsantre olacaksınız. Bu nedenle, sonuna kadar sabırlı olmalı, bilmediğiniz soruların üzerinde çok fazla zaman kaybetmeden ve aynı zamanda çok fazla yorum yapmadan bildiğiniz sorulara yönelmelisiniz. Hemen her sene karşılaştığımız bir tablo var ki o da, bilmediği soruya yorum yapmak suretiyle bulduğu şıkkı işaretleyen öğrencilerimiz var. Bu sizi yanlışa götürecektir. Eğer bilmiyorsanız boş bırakın. Fazla zaman bu sınavda sizin için bir handikap oluşturabilir. Erken bitirip doğru yaptığınız sorular üzerinde de tekrar yorum yapmanıza neden olabilir. Eğer eminseniz tekrar dönüp o soruya bakmayın.
Gündelik ritminizi bozmadan, sonuna kadar devam edin.
Gündelik yaşamınızda çok radikal değişiklikler yapmayın. Sabahları çok erken saatlerde kalkıp da gece geç saatlere kadar çalışmak size fayda vermeyecektir. Elbette saatlerinizi artırabilirsiniz; ama birden değil yavaş yavaş bir artırım yapın. Arada dinlenmek, çok fazla olmamakla birlikte kısa yürüyüşler yapmak, egzersiz hareketleri yapmak faydanıza olacaktır. Aman deyim ağır spordan sakının!
Ezberlerinizi fazlalaştırın
Sona yaklaştık, malum. Artık edebiyat gibi coğrafya gibi ezber ağırlıklı derslerinizde son ezberlerinize ağırlık verin. Unutmayın ki ezber çabuk unutulur ve bu nedenle, sürekli tekrar faydanıza olacaktır. Şu ana kadar notlar çıkarmışsınızdır, bunları sık sık okuyarak tekrar yapın.
Kulaklarınızı olumsuz her türlü bilgiye kapatın!
Delinin biri kuyuya bir taş atmış kırk akıllı çıkaramamış, maalesef bazen, bizler de bu pozisyonda kalıyoruz. – sınav bu sene çok daha zor olacakmış, - edebiyata yeni konu eklemişler vs. bu tarzda söylentiler eminim şu günlerde çoğalmıştır. Ama şunu bilin ki bu sadece bir söylenti. Bu yüzden kulaklarınızı tıkayın ve sadece hedefinize odaklanın. Eğer kulaktan dolma bilgiler ciddi manada canınızı sıkıyorsa, bunu bir bilene danışın ve kafanızdaki soru işaretlerinden kurtulun.
İnanın başaracaksınız, daha önce de başardılar siz de başaracaksınız!

Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı

10 Mayıs 2015 Pazar

Sosyal İnovasyon Kampı Notlarım

Herkese mutlu pazarlar, bugün 10 Mayıs Pazar, Anneler günü, yazımı okuyan tüm annelerin ve anne adaylarının anneler gününü kutlayarak yazıma başlamak istiyorum. Sözü daha fazla uzatmadan hemen yazıma döneyim. Size kısaca, dün yaşadığım bir tecrübeyi anlatmak istiyorum.
09 Mayıs Cumartesi Günü Galatasaray Lisesi’nin ev sahipliğinde, Metlife şirketinin sponsorluk yaptığı “Sosyal İnovasyon Kampı” programına 8 okulun yanında biz de, çalıştığım okulu temsilen 10 öğrencimle birlikte katıldık. Yarışma içeriği kısaca şöyleydi: Her öğrenci bir gruba katıldı ve her grubun sosyal bir meselede çözüm üretecek şirket tasarlanması istendi. Her grubun başına atanmış bir danışman eşliğinde öğrenciler saat 16.00’a kadar şirketlerini oluşturdular. Hedeflerini, amaçlarını, şirketlerinin çalışma esaslarını oluşturan öğrenciler, saat 16.00’da jüri karşısında 3’er dakikalık bir sunum yaptılar. Sonunda ise jüri üyelerinin sordukları soruları cevapladılar. Jüri üyelerinin arasında kimler yoktu ki: “İletişim uzmanları, Banka Genel Müdürleri, Ali Sabancı’nın danışmanı vs.”
Oldukça zorlu geçen sunumların ardından bir grup birinci oldu ve yarışmaya katılan her bir öğrenciye katılım sertifikası vererek bizleri uğurladılar.
Bu yarışmada aldığım birkaç notu sizinle paylaşmak istiyorum.
1.    Bu gençlere, bizler ağırlık yapıyoruz.
Bir balonun uçması için ağırlıklarını bırakması gereklidir. Öğrencilerimiz de adeta, balonlar gibi uçmak için hazır bekliyorlar ama bu sistem uçmasınlar diye elinden gelen ağırlığı yapıyor. Bu program neticesinde gördüğüm şu oldu: “ Henüz yeni tanışmış gençler, hemen kaynaşarak bir problem karşısında fikir birliği yapabiliyorlar ve sonuca mükemmel biçimde katkı sağlıyorlar.” Dinlediğim her grup karşısında açıkçası büyülendim. Her grup sahneden inince “ – evet, kesinlikle bunlar birinci olmalı” dedim.  Sanki yıllardır bu işi yapan iş adamları gibi şirketlerini savundular. Gerçekten de belli bir amaç etrafında toplanan bu gençlerin enerjilerini görmenizi isterdim.
2.    Öz kaynaklarımızı maalesef boşa harcıyoruz.
Projeyi oluşturmak için tek ihtiyaç duydukları bir bilgisayar ve internet oldu. Fikirlerini internetten araştırdılar. Daha önce bu konuda yapılan bir çalışma varsa onu incelediler. O çalışmaların hangi yönlerini geliştirebileceklerini hesapladılar. Ve sonunda gerçekten de ortaya muazzam bir iş çıktı. Şimdi hemen hepimizin elinde bir bilgisayar bulunuyor ya da tablet veya akıllı telefon. İnterneti olmayan neredeyse hiç kimse kalmadı. Ama bizler ne yapıyoruz? Bu soruyu sizlere soruyorum: “Ne yapıyorsunuz?”
Şimdi bizler, başta öğretmenleri olarak gençlere doğru bir amaç verebilsek ve onları bu amaç doğrultusunda yönlendirsek, eminim neticesinde ortaya hayal bile edemeyeceğimiz muhteşem işler çıkacaktır. Yeter ki kaynaklarımızı boşa harcamayalım. Bu işte herkese çok iş düşüyor, hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Onları oyalamak yerine acilen sonuca götürecek hamleler yapmalıyız.
3.    İş dünyasından kopuk bir eğitim sadece zaman kaybıdır.
Neden okuyoruz, eğitim alıyoruz? Bu soruyu hemen her gün öğrencilerimden duyuyorum. Elbette ki onları gerçek dünyaya, kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir biçimde hazırlamak için çalışıyoruz. Peki, bu ne kadar başarılı oluyor?
İşte sorulması gereken soru tam olarak bu?
Bizim sistemimiz -maalesef- gerçeklerden kopuk bir biçimde işliyor. İş dünyasından, gerçek hayattan kopuk bir biçimde sistemi işletiyoruz. Ülkemizde kaç tane genç girişimcimiz bulunuyor ya da şöyle sorayım genç olmasa da kaç tane girişimcimiz var? Farklı bir şeyler yapmak için çabalayan ne kadar insan bulunuyor? Bir ülkenin gelişmişliği ancak iş dünyasının gelişmesine bağlıdır. Eğer herkes devlet memuru olmayı hayal ederse kim bu ülke adına kazanacak? Kendimize lütfen bu soruları soralım ve başta biz öğretmenler olmak üzere, anneler, babalar, gençler bu mesele karşısında nasıl bir tavır takınmalıyız? Bunu araştıralım.



Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı

Bir Eşit Ağırlık Öğrencisi Olarak Matematik Dersiyle Olan Sınavım :)

Bu başlığı açmamın temel sebebi, yıllardır gerek derslerine girdiğim öğrencilerim olsun gerek özelden bana mail, whatsapp mesajı vs. ile mes...