18 Haziran 2014 Çarşamba

Doğru Hedef İçin 12 Adım

başarılı insanlar
Başarılı insanlara hepimiz imreniriz ve onlardan ilham alırız. Yöntemlerini ve ilerledikleri yolları merak eder, araştırır ve uygulamaya çalışırız. Uzun süreler boyunca yapılan araştırmalar, başarılı insanların bir çok ortak özelliği olduğunu, doğru hedefler belirleyebilmek ve doğru adımlar atabilmek için kullandıkları yöntemlerin, birbirine çok benzediğini ortaya koymuş.
BSkariyer olarak, potansiyelinizi fark edip, kendi başarı hikayenizi yazabilmeniz için; başarılı insanların uyguladığı yöntemleri bir araya getirdik.
1. Doğru hedefler peşinde koşmak
Başarılı insanlar objektiftir ve gerçekçi hedefleri vardır. Ne aradıklarını ve ne için savaştıklarını bilirler. Ulaşamayacakları ya da kendilerine bir şey katmayacak hedeflerin peşinde koşmazlar. Eğer kişiliğinize ve yeteneklerinize uygun hedefler belirleyip, bu doğrultuda planlı bir şekilde ilerlerseniz, siz de başarının kapılarını aralayabilirsiniz. Gelişme kaydettikçe, çok uzak görünen hedeflerin bile yaklaştığını göreceksiniz.
Hedeflerinizi belirletken S.M.A.R.T. (specific, measurable, attainable, relevant, timely) tekniğinden yardım alabilirsiniz. Bu teknik;
  • Specific/Spesifik: “Forma gir.” spesifik bir hedef gibi görünse de, aslında “Bir spor salonuna kaydol ve 1 yıl boyunca haftada 3 gün spor yap.”  Demek daha etkilidir. Çünkü hedefleriniz için belirli parametreler kullandığınızda, doğru adımlar atma ve hedefinize ulaşma şansınız daha yüksek olur.
  • Measurable/Ölçülebilir: Hedeflerinizi koyarken, kaydettiğiniz ilerlemeleri ve aşamalarını kontrol edebileceğiniz bir ölçüm tekniğiniz olmalı. Böylece, önünüzü daha iyi görür ve başarının başarıyı getirdiğini anlarsınız.
  • Attainable/Ulaşılabilir: Bir hedefin ulaşılabilir olması için , yapabileceğiniz ve yapmak isteyebileceğiniz bir şey olması gerekir. Eğer “Bu hedefe nasıl ulaşabilirim” sorusunun cevabını alamıyorsanız, hedefiniz yeterince gerçekçi  olmayabilir.
  • Relevant/Uygun: Hedeflerinizin kişiliğinize ve yeteneklerinize uygun olması gerekir. Bir internet girişimcisinin “Saat 14:00’a kadar 75 ton balıklı sandviç yap” hedefi, bu teknikteki diğer tüm maddelere uygun olsa da, kendisi için uygun bir hedef olmadığı için, ulaşılmasını zora sokar.
  • Timely/Belirli zaman aralığı dahilinde: Hedeflerinizi belirli bir zaman aralığı içine yerleştirmelisiniz. Eğer hedefinize ulaşmak için bir son tarih belirlediyseniz, bu hedefinize odaklanmanızı sağlar ve sizi bu noktaya, belirlediğiniz süreden önce ulaşmak için kamçılar.
2. Kararlı olmak ve çabuk harekete geçmek
Maalesef, bir çok insan hayalini kurdukları başarı hikayelerini yaşayamıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri; hiç harekete geçmiyor olmaları. Bilgi, tek başına sizi geliştirmez. Sizi asıl geliştiren, bu bilgilerin size ne kattığını ve hayatınızı ne şekilde değiştirebileceğini görmektir. Bir şeyi bilmekle onu nasıl yapacağınızı bilmek arasında büyük fark vardır. Harekete geçmediğiniz sürece, bilgi de zeka da hedeflerinize ulaşma konusunda bir katkı sağlamaz.
3. Meşgul değil üretken olmak
Başarıyı getiren; bilinçsizce çok çalışmak değil, akıllıca çalışmaktır. Çünkü çok çalışmak ya da sürekli bir şeylerle meşgul olmak, daha iyi işler yapmak anlamına gelmez. Önemli olan dolu bir programa sahip olmak değil, programınızı daha verimli çalışabileceğiniz şekilde düzenlemektir.
Çözüm sakinleşmekten geçiyor. Nefes alıp yapmanız gerekenleri gözden geçirin. Acil ve önemli şeyleri ilk sıralara koyun. Harekete geçin ve aynı anda birden fazla işle uğraşmayın. İki saatte bir mola verin. Önemli olan ne kadar çok çalıştığınız değil, ortaya ne koyduğunuzdur.
doğru kararlar almak
4. Mantıklı ve bilinçli karar almak
Uzun vadeli ve sürdürülebilir hedefler belirlerken, duygularımızla hareket etmek, sizi yanlış yola sürükleyebilir. Duygulara dayanarak alınan kararlar, genellikle minimum oranda bilinçli düşünceyi barındırır ve farkındalıktan çok anlık hislerle şekillenir.
Duygularınızın mantığınızın önüne geçmesine izin vermeyin. Hayatınızı değiştirecek kararlar almadan önce, gerekli tüm bilgileri edinin ve sahip olduğunuz tüm olasılıkları değerlendirin.
5. Her zaman mükemmeliyetçi olmamak
Çoğumuz kendimizce mükemmeliyetçiyiz. Kendimiz için en iyisini ister, en yüksek hedefleri koyarız. Kendi standartlarımızın üstüne çıkmaya çalışırız. Bu mükemmel olma çabası, bizi dinlenmeden, durmadan sürekli koşmaya zorlar.
Mükemmeliyetçilik,  çoğu zaman hedeflerinize ulaşmanızı sağlasa da, çok doğru bir bakış açısı değil. Mükemmeliyetçi kişilerin, hedeflerine ulaşamadığında ya da başarısız olduğunda, bunu kabullenmeleri zorlaşır. Tekrar harekete geçmek için gerekli gücü kendilerinde bulamazlar ve bu üzerlerinde daha çok baskı yaratır.
6.  Güvenli bölgelerinin dışında çalışmak
Akıllı insanların harekete geçmelerini engelleyen şey çoğu zaman, karşılarına çıkan fırsatları; yeterli bilgi yetenek ya da tecrübeye sahip olmadıklarını düşünerek geri çevirmeleri. Bu davranış, kişisel başarıyı ve gelişimi engeller.
Gerçek şu ki, kimse, karşısına çıkan fırsatlar için önceden hazırlıklı değildir ve iyi diyebileceğimiz fırsatlar genelde bizi duygusal ve entelektüel olarak geliştiren fırsatlardır. Kendimizi geliştirmek ve güvenli bölgemizden (comfort zone) dışarı adım atmak için zorlarlar.
7. İşleri basit tutmak
Leonardo da Vinci’nin, sofistike olmanın yolunun sadelikten gçtiği fikrine katılmamak mümkün değil. Sonsuz fırsatların olduğu ve her şeyin saniyeler içinde değiştiği günümüzde, hayatınız için almanız gereken sayısız karar var. Bu kadar çok tercihinizin olması, çoğu zaman karmaşaya ve kafa karışıklığına yol açıyor.
Çözüm, sadeleşmekten geçiyor. Hayatınızla ilgili önemli bir karar alacaksanız, vaktinizi her seçeneğin en basit ayrıntısına kadar listelemekle harcamayın. İşe yarayacağını düşündüğünüz bir şeyi seçin ve uygulamaya geçin. Eğer işe yaramazsa, bunu bir tecrübe olarak görün ve başka bir tarafa yönelin.
başarıya giden yol
8. Küçük ve devamlı gelişmelere odaklanmak
Henry Ford’un “Hiçbir şey zor değildir, yeter ki küçük parçalara bölebilelim.” felsefesi, hedeflerinize ulaşabilmek için uygulamanız gereken yöntemin ta kendisi. Küçük ama emin adımlarla ilerlemek, sizi  ulaşmak istediğiniz hedefe en hızlı şekilde yaklaştırır.
Hedefiniz yolunda küçük adımlar atarak başlamak her zaman daha kolaydır. Bir yerden başlamak size ivme kazandırarak, üst üste eklenerek çoğalan bir gelişim göstermenizi sağlar.
Bir yerden başlayın, programlı ve karşınıza çıkabilecek problemlere karşı hazırlıklı olun. İlerleyip güçlendikçe, daha büyük engelleri aşabilir hale geleceksiniz.
9. Gelişimi takip etmek
Başarılı insanlar, belirli zaman aralıklarıyla gelişimlerini ölçümler. Bulundukları yeri, ulaşmak istedikleriyle karşılaştırıp, ne yöne ağırlık vermeleri ya da nerede hızlanmaları gerektiğini belirlerler. Eğer ölçemiyorsanız, kontrol de edemezsiniz. Eğer yanlış şeyleri kovalarsanız, karşınıza çıkan olası fırsatları da kaçırırsınız.
Doğru yaklaşım, bir numaralı hedefinizin peşinden gitmek ve sizi bu yolda ilerletecek şeylere odaklanmak, haftalık ya da aylık gelişimlerinizi bir tablo halinde sıralamak ve attığınız adımların sizi ne kadar ilerlettiğini görebilmektir.
10. Hatalarından ders almak
Bardağa dolu tarafından bakmak, başarılı insanların bir diğer ortak özelliği. Çünkü büyümeyi sağlayan, pozitif olmaktır. Hayat sizi tekrar tekrar test edecektir. Başarılı olmak istiyorsanız, hayata karşı pozitif bir bakış açısı geliştirmelisiniz.
Yaptığınız her yanlışın sizi aslında geliştirdiğini aklınızdan çıkarmayın. Hatalar sizi önemli dersler öğretir ve hatalarınızdan ders aldığınızda, hedefinize bir adım daha yaklaşırsınız. Aslında yapabileceğiniz tek yanlış, yanlış yapma korkusuyla harekete geçmemek. Kendinizden şüphe etmeyin ve olumsuz düşüncelerin size engel olmasına izin vermeyin.
11. Doğru insanlarla vakit geçirmek
Başarılı insanlar, benzer görüşlü, hedeflerine odaklanmış ve destekleyici insanlarla işbirliği yaparlar. Sosyalleşmeyi tercih ettikleri insanlar, enerjileriyle bulundukları ortama bir şeyler katanlardır. İlerleyebilmek için, kendilerine ilham veren kişilerle zaman geçirirler.
Sizin kim olduğunuzu, beraber vakit geçirdiğiniz insanlar gösterir. Yanlış insanlarla zaman geçirerek vakit kaybetmeyin.
12.Dengeli bir hayat sürmek
Hayattan beklentilerimiz birbirine benzer; aşk, para, mutlu bir aile… Ancak hayatımızı bu hedeflere ulaşabilecek şekilde yaşamıyoruz. İstediklerimizin tümüne ulaşmak yerine, bir iki tanesini elde ettikten sonra diğerlerini gözden çıkarabiliyoruz.  Asıl amacınız mutlu bir aile sahibi olmaksa, milyon dolarlarınız size bunu getirmez. Aynı şekilde, mutlu olmadığınız sürece, başarılı da sayılmazsınız.
Eğer tüm enerjinizi hayatınızın sadece tek bir alanına yoğunlaştırırsanız, dengenizi kaybedersiniz. Motivasyon ve odaklanmak kadar, dengeli bir hayat sürmek de, başarı ve mutluluk için gerekli. Herhangi bir amacınızı bir diğerine tercih ettiğiniz bir hayat, uzun vadede stres ve sıkıntıları beraberinde getirir.

*Kaynak: Marc And Angel
Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı

Öğretmen Yeterlikleri Üzerine Bir Deneme

İyi eğitim sistem yoktur, iyi öğretmen vardır. Ne kadar kullanışlı bir eğitim sistemi oluşturulsa da öğretmen yetersiz kaldığı sürece, sistem kullanışsız hale gelecektir. Bu nedenle, eğitim sistemi değişiminde bu kadar radikal davranmak yerine, öğretmen yeterliliklerini artırmaya çalışmak eğitimin geleceği için çok daha faydalı olacaktır.
Eğitim süreçlerinin en önemli unsurunun öğretmenler olduğuna ilişkin genel bir kabul vardır. Bu kabul aynı zamanda öğretmenlerin gerek hizmet öncesinde gerekse hizmet içi süreçte eğitimleri ve yetiştirilmelerinin de önemini ifade etmektedir. Türkiye’de özellikle son bir yılda yaşanan değişim ve dönüşüm çabaları bağlamında öğretmenlerin hizmet öncesinde aldıkları eğitimin yeterliği ve hali hazırda öğretmenlik yapanların yeterlikleri üzerinde çok boyutlu tartışmaların yaşanmasına yol açmıştır. Akademik ya da siyasi hemen bütün taraflar öğretmenlerin sahip oldukları nitelikler açısından istenilir düzeyde olmadıklarını ve dolayısıyla yeterli bir düzeye yükseltilebilmeleri için farklı yöntemlerin kullanılması gerektiğine ilişkin görüşler açıklamaktadırlar. Bu bağlamda Milli Eğitim Bakanlığı, yeni bir yaklaşım çerçevesinde öğretmenlerin niteliklerinin geliştirilmesi için uzaktan eğitimleri de kapsayan uygulamalar gerçekleştirmektedir.*(sosyaldergi.usak.com.tr adresinden alıntı yapılmıştır.)
Sürekli Eğitim Merkezleri (SEM), ülkemizde öğretmenlerin, mesleki anlamda kendilerini yetiştirmeleri için açılmış kurumların başında gelmektedir. Amaç küresel dünya gerçeklerinden haberdar olarak yetişen öğretmenlerin, genç nesillere yeterli eğitimi verebilmeleridir. Fakat maalesef, bunlar yetersiz kalmaktadır.
Ülkemizdeki en temel problemlerden birisi de, yapılan işlerin denetiminin sağlanamamasıdır. Geriye dönük olarak verilerin alınamaması, verilen eğitimin ne denli faydalı olduğunun ölçülmesini zorlaştırmaktadır. Bu da zamanla birlikte, öğretmen yeterliğinin tespitini imkansız hale getirerek, yetersiz öğretmenlerin yetişmesine neden olmaktadır.
Eğitimin ne denli önemli olduğunu konuşmaya gerek yok sanırım. Eğitimin başat unsuru da öğretmense şayet, o halde eğitim yatırımlarının öğretmenlere yapılması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, rotasız hiçbir gemiye rüzgar fayda etmeyecektir. Rotamızı emin bir şekilde belirler ve bu rotadan şaşmadan ilerlersek, istediğimiz noktaya varmamız da kaçınılmazdır.
Daha önceki yazılarımda da işlediğim gibi, gelişmiş ülkelerin eğitim sistemleri incelendiğinde, öğretmen önceliklerini artırarak, öğretmenlere yatırım yapan ülkelerin uzun vadede karlı çıktığını görüyoruz. Küresel dünyada, yaşadığı çağı yakından tanıyan, branş hakimiyeti tam, kendisini sürekli geliştiren öğretmen gelecek adına, bizlere güven dolu bir tablo çizecektir.


Sedat YILMAZ

Eğitim Danışmanı

17 Haziran 2014 Salı

31. Abant Platformu Eğitim Bildirgesi Sonuç Raporu

Her yıl düzenlenen Abant Platformu Türkiye’nin birçok yerinden bilim adamlarının, aydınların katılımıyla gerçekleşti. 31. Abant toplantısı eğitim sonuç bildirgesinde, birbirinden dikkat çekici ifadeler yer aldı. Türkiye eğitim sisteminin kangren olmuş bir sistem olduğunun tespiti yapıldığı toplantıda, farklı birkaç çözüm önerisi de sunuldu.  Sizlere aşağıda 31. Abant toplantısında eğitim sonuç bildirgesinden birkaç başlık sunacağım. Dikkatlice okumanızı ve üzerinde düşünmenizi öneririm.
Prof. Dr. Eser Karakaş, eğitimin Türkiye’nin en sorunlu sektörü olduğunu söyledi. Son 20-30 senede dünyadaki gelişmelere ayak uydurmada en çok direnen sektörlerden birinin eğitim olduğuna vurgu yapan Karakaş, "Whatsapp 19 milyar dolara satıldı. Eğitimle bunun ilişkisini kuramadığımız zaman Türkiye’nin geleceği karanlıktır.” dedi.

Türkiye'deki eğitim müfredatını eleştiren Karakaş, "Hiçbir öğrenci ve öğretmenin altından kalkması mümkün olmayan saçma sapan bir müfredatla karşı karşıyayız. Yapılması gereken; bu müfredattan beklentileri minimuma çekmektir. Mevcut eğitim sisteminde bir lise mezunundan 3 beklentim var. Birincisi; 4 işlemi mantığını iyi bilsin. Ana dilini, okumayı sevsin. İngilizce'de orta düzeye gelsin. Benim bu üçünün dışında lise mezunundan başka bir beklentim yok.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Yunus Çengel de, Avrupa Birliği ülkelerindeki eğitim sistemini örnek gösterdi. Çengel, “Birincisi; ana dilde eğitim. Bu olmazsa olmazdır. İkincisi; yabancı dillerde gelişim. Üçüncüsü; temel matematik becerisi. Mevcut sistemin temel hastalığı ise sınav. Her şey sınava göre. Eğitimdeki amaç; sınava hazırlamak. Dershaneleri kapatmaya çalışıyoruz ama aslında okullar birer dershane. Öğrencileri sınavlara hazırlamaya çalışıyoruz. Sınav sisteminde mekanizma aynı işliyor. O yüzden sınavların nasıl hazırlandığı değil, sıralama hedef olduğu sürece bunu kimin sağladığı fark etmiyor.” diye konuştu.

Prof. Dr. Fatih Töremen de “Avrupa Birliği’nin eğitim konusundaki toplantıda şöyle bir sonuç çıkmıştı; geleceğin en güçlü ülkeleri, eğitim sistemleri en güçlü ülkeler olacaktır. Her ülke eğitim siteminin kalitesi konusunda ciddi çalışmalar yapmak zorunda.” şeklinde konuştu


*pop10 haber sitesinden alınmıştır.

Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı

Bir Başka Başarı Hikayesi: "Güney Kore"



Gösterdiği üstün başarıyla -son yıllarda- adından sıkça bahsettiren Güney Kore’nin eğitim sistemi ve öğretmen yetiştirme programları da dikkat çekmektedir. Güney Kore, hem teknoloji alanında ortaya koyduğu ürünlerle ( Samsung, Hyundai, LG vb.) hem de sanat alanında ortaya koyduğu ürünlerle (Oscar adayı bir çok film, Dünya müzik listelerinde en çok dinlenen şarkılarıyla) tüm dünyanın ilgisini üzerine çekmeyi başarmıştır.
Güney Kore’nin eğitim başarısındaki  -şüphesiz- en önemli faktör, öğretmenlerine verdiği kıymette saklıdır. Güney Kore’de öğretmen eğitimi, öğretmenlik mesleğinin önemi dolayısıyla uzun yıllardır üzerinde önemle durulan bir konu olmuştur. Güney Kore için öğrenenlerin tüm gelişim alanlarında istenen düzeye gelmeleri, kendileri ve ülkeleri için yararlı birer birey olmaları, bağımsız bir düşünceye sahip olarak yetişmeleri için eğitimin kalitesi ve öğretmen yeterliliğinin odak noktasıdır.
Güney Kore’de toplumun ilerleyebilmesi ve ülkenin refah seviyesinin artması, okullarda verilen eğitimin kalitesiyle doğrudan ilgilidir. Bu da eğitimi verecek kişiler olarak öğretmenlerin niteliklerin arttırılmasını gerektirmiştir. Mezun olduktan sonra da eğitimin sürekli olarak devam ettiği Güney Kore’de, öğretmenler maddi ve manevi olarak refah seviyesinde yaşamaktadır. Bu da öğretmenlik mesleğinin itibarını artırarak, cazip bir meslek kolu haline getirmesini bilmiştir.
 Öğretim niteliği ve öğretmen niteliği arasındaki ilişkinin toplumu önemli derecede etkilediği araştırmacılar tarafından kabul edilmiş bir gerçektir. Öğretmenlik, bilgi birikimi, planlama süreci, alan bilgisi, gelişmiş dil becerisi, teknolojik gelişmelere yakınlık ve teknolojik araçları kullanabilme yeteneği, farklı seviye ve kişilikteki öğrencileri tanıma ve yönlendirme, etkili iletişim gibi bir takım yetenekleri ve becerileri gerektirir. Eğitim alacak öğrencilerin bu yeterliliklere sahip öğretmenlerin rehberliğinde olmaları, eğitim kalitesi açısından istenen noktaya ulaşmayı beraberinde getirecektir (Gürlen, Demirel, 2010)
Hiçbir başarı tesadüfi değildir. Bugün dünya arenasında, adından başarıyla bahsettirmiş ülkeleri incelediğimizde, arkasında çok güçlü bir eğitim sistemi ve disiplini bulunmaktadır. Bizler de bu başarı tablosunda yer almak istiyorsak, nihai hedefimizin eğitim olması gerektiğini unutmamamız gerekir.

Sedat YILMAZ

Eğitim Danışmanı

16 Haziran 2014 Pazartesi

Finlandiya'nın Eğitim Başarısı

         
         Dünyanın gelişmiş ülkelerinin eğitim sistemleri incelendiğinde karşımıza çıkan tablo aşağı yukarı aynı. Ülkemiz de bu eğitim modellerini kendisine örnek alıyor ve bu yönde kendisini geliştirmeye çalışıyor. Bu eğitim modelleri içerisinde en ilginç olanlarından birisi de hiç şüphesiz: Finlandiya.
Üst üste girdiği üç PISA sınavının her branşında birincilik elde eden Finlandiya’nın bu başarısı tesadüften uzak bir başarı. Ülke gerçek anlamda eğitime yatırım yapıyor. Yaptığı yatırımın meyvelerini de günümüzde toplamakla meşgul.
         Finlandiya eğitim modelini diğer ülkelerden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de öğretmene verdiği kıymette gizli. Öğretmen olmak Finlandiya’da oldukça önemli bir meslek sahibi olmak demek. Maaşları da gayet dolgun. İtibarı da bir doktorla neredeyse aynı. Kısaca bu ülkede öğretmenler mutlu. İşte bu sebeple Finlandiya’da başarılı gençler için, öğretmen olmak gayet önemli bir hedef teşkil ediyor.
         Öğretmenin üretken olduğu bir ülkede yetişen genç nesiller aklı hür, vicdanı hür olarak yetişir. Ufukları arşa değer adeta.  
        Başarı çalışmadan elde edilemez, çalışma ise doğru yönlendirme olmadan sadece, zaman ve enerji kaybıdır. Günümüz dünyasında- yaşanan anın saniyelerle ölçüldüğü bu zaman diliminde- boşa harcayacak zamanı ve enerjisi olmayan gençler için, en ideal yöntem doğru bir yol göstericinin ışığında hareket etmektir.
Finlandiya eğitim modelini doğru okumak, bizler için önemli bir yol gösterici olacaktır. Öğretmene verilen önem, başarıya giden yollardan sadece bir tanesidir ve tek başına bir anlam ifade etmez.

Finlandiya eğitim modeli için daha geniş bilgi: http://www.youtube.com/watch?v=Gxpoq-34QOM


Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı

15 Haziran 2014 Pazar

Eğitimde Çin Mucizesi


               Yeni dünya düzeni içerisinde Çin, gelecek nesiller için adından daha sık bahsettireceğe benziyor. Gelişen ekonomisiyle birlikte gelişen eğitim sistemi, ülke için büyümenin emin adımlarla ilerlediğinin kanıtı adeta.  2012 yılında düzenlenen PISA sınavında Çin açık ara farkla tüm branşlarda birinci oldu. Yine dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi içerisinde, 30 üniversitesiyle mütevazi; ama bir o kadar da güven veren bir tablo çiziyor.
               Uzun yıllardır, ciddi şekilde eğitim yatırımı yapan Çin, geleceğin süper gücü olma yolunda ilerlerken bunun eğitimsiz olmayacağını da anlamış bulunuyor. Sadece ekonomik gücün, tek başına yeterli olmayacağını bilen Çin, eğitime yaptığı yatırımlarla da adında sıkça bahsettirmektedir.
Tüm dünyanın ilgisini çekmeyi başaran Çin, yine dünyanın farklı bölgelerinden binlerce öğrenciyi eğitiyor. Çağın gereksinimlerine karşılık vermesini bilen Çin, yakından incelenmesi gereken bir eğitim sistemine sahip.
Bizler de gelecek adına söz sahibi olmak istiyorsak, acilen eğitim sistemimizde radikal değişimler yapmalı ve çağın gereklerini yerine getirmeliyiz. Gelişmiş ülke hayali olan Türkiye'ye yüklerinden kurtulmuş ve çağın ilerisinde bir eğitim sistemi gereklidir. Bunu da iyi eğitim almış genç nesiller gerçekleştirebilecektir. Onlara rehberlik etmek ise bizlere yani, eğitim gönüllüsü öğretmenlere düşmektedir.
               Gelişmiş Türkiye bir hayal değildir. Sadece iyi bir eğitimle gerçekleşecek olan bu ideali gerçekleştirmek adına, sadece herkes üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmelidir.



Son Not: Yakında, dünyanın gelişmiş diğer ülkelerinin eğitim sistemleri hakkında geniş bilgiler içeren yazılar yayımlayacağım. 


Sedat Yılmaz
Eğitim Danışmanı

PISA Sınavı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

PISA (Uluslar Arası Öğrenci Değerlendirme Programı)
            OECD (gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler topluluğu) ülkelerinde uygulanan PISA sınavı, maalesef uluslararası düzeyde eğitimimizin ne kadar yeteriz olduğunu gözler önüne sermektedir. Ortaya çıkan tablo, uyguladığımız eğitimin ne denli yetersiz kaldığını göstermektedir. Çağın şartlarına uygun bir eğitim modelini benimsemezsek şayet, gün geçtikçe daha da dünyadan uzaklaşıp başarısız bir ülke haline gelmemiz kaçınılmaz hal alacaktır.
Nedir PISA sınavı ?
Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırma projesidir.
PISA Projesi’nin amacı nedir?
PISA’nın temel amacı, gençlerimizi daha iyi tanımak; onların öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymaktır.
PISA Projesi neyi ölçmektedir?
PISA Projesi’nde zorunlu eğitimin sonunda örgün eğitime devam eden 15 yaş grubundaki öğrencilerin; Matematik okuryazarlığı, Fen Bilimleri okuryazarlığı ve Okuma Becerileri konu alanlarının dışında, öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler toplanmaktadır.
PISA projesinde kullanılan “okuryazarlık” kavramı, öğrencinin bilgi ve potansiyelini geliştirip, topluma daha etkili bir şekilde katılmasını ve katkıda bulunmasını sağlamak için yazılı kaynakları bulma, kullanma, kabul etme ve değerlendirmesi olarak tanımlanmaktadır.
PISA Projesi kimler tarafından yürütülmektedir?
PISA Projesi; kısa adı OECD olan “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü”nün bir eğitim projesidir. Bu proje, OECD Eğitim Direktörlüğü’ne bağlı olan PISA Yönetim Kurulu tarafından yürütülmektedir. Projede kullanılan testlerin ve anketlerin geliştirilmesi, analizlerinin yapılması, uluslararası raporun hazırlanması gibi işlemler, PISA Yönetim Kurulu gözetiminde belirlenen bir konsorsiyum tarafından yapılmaktadır.
PISA’nın ulusal düzeyde çeviri ve uyarlama işlemlerinin yapılması, projenin uygulanması, analizlerin yapılması ve ulusal raporun hazırlanması gibi işlemler ise projeye katılan her ülkede belirlenen ulusal merkezler tarafından gerçekleştirilmektedir.
PISA Projesi hangi okullarda uygulanmaktadır?
PISA Projesi kapsamında geliştirilen başarı testleri ve anketleri, ülkemizde Nisan ayı içerisinde uygulanmaktadır. Projeye katılan ülkelerde; örgün öğretimde kayıtlı olan 15 yaş grubu öğrencilerin bulunduğu tüm okullar (İlköğretim, Genel Lise, Anadolu Lisesi,  Fen Lisesi, Meslek Lisesi, Anadolu Meslek Lisesi, Çok Programlı Liseler, Özel Okullar vb.) PISA Projesi’ne katılabilir.
Ülkemizin bu projeye katılma amacı nedir?
Küreselleşen dünyamızda, eğitim alanında yapılan ulusal değerlendirme çalışmalarının yanı sıra, uluslararası düzeyde konumumuzu belirlemek amacıyla eğitim göstergelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle belirli referans noktalarına göre ülkemizin eğitim alanında hangi düzeyde olduğunun, giderilmesi gereken eksikliklerin ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesidir. Ülkemiz de OECD üyesi olarak, eğitim düzeyinin yükseltilmesi amacıyla bu projeye katılmaktadır.
PISA Projesi ne zamandan beri uygulanmaktadır? Ülkemiz bu Projeye hangi yıldan beri katılmaktadır? 
PISA Projesi 2000 yılında uygulanmaya başlamıştır. Üçer yıllık dönemler hâlinde uygulanan projeye ülkemiz, ilk kez 2003 yılında katılmıştır.
PISA Projesi’nde hangi soru türleri kullanılmaktadır?
PISA Projesi’nde; çoktan seçmeli, karmaşık çoktan seçmeli, açık uçlu, kapalı uçlu gibi değişik soru türleri kullanılmaktadır.
PISA Projesi’ne katılan okul ve öğrencilerin seçiminde hangi yöntemler kullanılmaktadır?
PISA Projesi’ne katılacak olan okul ve öğrencilerin seçim işlemi, OECD tarafından tesadüfi (seçkisiz) yöntemle belirlenmektedir.
PISA Projesi nasıl uygulanacaktır?
Öğrenciler, Bilgisayar Tabanlı Değerlendirme uygulamasının ardından anket uygulamasına katılacaktır.
PISA Projesi’nin sonuçları nerede ve nasıl kullanılacaktır?
PISA Projesi’nden elde edilen sonuçlar ulusal bir rapor hâlinde düzenlenmektedir. Bu sonuçlar, eğitim-öğretim programlarının geliştirilmesinde karşılaşılan eksiklerin giderilmesinde ve eğitim alanında yapılan araştırmalara kaynak olarak kullanılmaktadır. (pisa.meb.gov.tr internet adresinden alınmıştır.)

Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı


Bir Eşit Ağırlık Öğrencisi Olarak Matematik Dersiyle Olan Sınavım :)

Bu başlığı açmamın temel sebebi, yıllardır gerek derslerine girdiğim öğrencilerim olsun gerek özelden bana mail, whatsapp mesajı vs. ile mes...