11 Şubat 2015 Çarşamba

YGS'ye Çok Az Kala Yapılması Gerekenler

YGS’ye bir aydan biraz daha fazla bir zaman kaldı. Öğrencilerin yetişmeyen konuları, hala kronik olarak yaptıkları yanlışları canlarını sıkıyor, biliyorum. Peki, bu kalan sürede neler yapmalı?
Panik YOK!
Öncelikle öğrencinin paniklemeden sakin bir şekilde hareket etmesi gerekli. En önemlisi hiç şüphesiz bu olacaktır. Sonrasında kalan konuları bir sıraya koyarak, kalan günleri en iyi şekilde planlamak gerekli.
Eksik kalan tüm konulara çalışılmalı mı?
Son zamanda eksik kalan tüm konulara birden saldıran öğrenciler, maalesef hiçbirisini öğrenemeden ya da daha da kötüsü yalan yanlış öğrenerek sınava giriyor. Şimdi en iyisi mi eksik konuları şöyle bir alt alta yazmak lazım. Sonrasında geçmiş yıllarda çıkan soru adedince bir önem sırası oluşturarak sakin ve emin adımlarla ilerleyerek bu konulara çalışmak gerekli.
Bitirdiğimiz konuları unutmamak için neler yapmalıyız?
Kimisi geçen seneden kimisi yazın başından beri YGS’ye hazırlanıyor. “Bu süre zarfında birçok konu öğrendik, bir sürü soru çözdük ama sürekli olarak bu konuları hatırlayamıyoruz.” Biliyorum ki, şu günlerde öğrencilerin en çok şikâyet ettiği konuların başında bu geliyor. Öncelikle en başta verdiğim tavsiyeyi yineleyeyim, sakin olalım, paniğe gerek yok. Öğrendikleriniz hiçbir yere gitmedi, sadece heyecanlandığınız için hatırlayamıyor ve öyle düşünüyorsunuz. Size tavsiyem, kalan süre içerisinde her gün en az bir deneme çözmeye çalışın. Konu çalışmalarınızın dışında kalan zamanlarda en az bir deneme çözerek, yanlış yaptığınız soruları inceleme fırsatı bulabilirsiniz.
Çözemediğimiz ya da yanlış yaptığımız soruları ne yapmalıyız?
Çözemediğimiz ya da yanlış yapılan sorular, bizler için hayati önem taşıyor. Çünkü çözebildiğimiz sorular zaten bizimdir, önemli olan kalan bu sürede biz, bize ait olmayanı elde etmeye çalışalım. Çözemediğiniz ya da yanlış yaptığınız soruları sakın atlamayın. Dönüp bakın, inceleyin. Şayet dikkatsizlikten kaçırdıysanız çok da mühim değil üzerinde durmayın. Eğer konu eksiğiniz varsa konuyu çalışın ve tekrar çözmeye çalışın. Ama konuyu biliyor ve yine de çözemiyorsanız acilen o branşın öğretmeniyle irtibata geçin.
Kendinizi ASLA gerçek hayattan koparmayın!
Bu süreçte yapılan en büyük hataların başında öğrencinin, içine kapanarak kimseyle görüşmeden sadece ders çalışmaya çalışması geliyor. Günde 10-12 saat masa başında ya da odasında bir başına kalarak kimseyle görüşmeden, konuşmadan ders çalışması, bir süre sonra onun evham yapmasına neden oluyor. “Herkes çoktan bitirdi, benim bütün konularım eksik. Onlar kazanacak, ben kazanamayacağım gibi” saçma sapan evhamlara kapılan öğrenci, strese bağlı olarak şimdiye kadar ki emeklerini de zayi edecektir. Tavsiyem, gündelik yaşamınıza devam edin. Okulunuza, dershanenize gitmeye çalışın. Biraz daha az uyuyabilirsiniz, arkadaşlarınızla çok daha az zaman geçirebilirsiniz ama SAKIN gündelik hayat ritminden KOPMAYIN.
Merak etmeyin sizden önce de bu sınava girdiler, kazandılar. Siz de girecek ve kazanacaksınız.

Sorularınız için;
fsedatyilmaz@gmail.com                           
Sedat Yılmaz

Eğitim Danışmanı

9 Şubat 2015 Pazartesi

YGS-LYS TARİH OLUYOR!

Milyonlarca genci ilgilendiren YGS-LYS 2015’teki dershane dönüşümüne paralel olarak değişiyor. 2016-2017 eğitim öğretim yılıyla birlikte TEOG’a benzer bir sınav geliyor. Birkaç temel dersten oluşan merkezi sınavlar yapılacak. MEB’in gerçekleştirdiği bu sınavlar, üniversiteye geçişte belli yüzdelerde ağırlık taşıyacak. Ders notlarının yanı sıra öğrencinin sanat, spor ve boş zaman etkinliklerinden oluşan ders dışı uğraşları da puanlandırılacak. Böylece öğrencinin düzeyi ve ilgi alanın da şekillenmesi hedefleniyor. Bu sınavların yanı sıra yılda belirli aralıklarla yapılacak merkezi sınavlardan da puan alan öğrenciler, tercihlerini bu puanlardan yapacak.
Sınav, performans ölçümlerinde teknolojiden faydalanılacak
Tablet bilgisayarlarla dersler, interaktif uygulamalar yapılacak. Ortak sunumları hem Hakkâri’deki hem de İstanbul’daki öğrenci aynı anda izleyebilecek. Böylece, ortak sınavlarda doğacak eksiklerin giderilmesi bekleniyor.
Performans eğitimine önem verilecek.
Özellikle Türkiye’de ara elemanda ortaya çıkan eksiği giderebilmek için, mesleki ve teknik liselere önemli bir görev düşüyor. Başbakan Davutoğlu’na verilen brifinge göre, mesleki ve teknik liselerin üniversitelere olan bağımlılıkları azaltılacak. İşveren kuruluşlar ve işadamları bizzat bakanlık ile ortak çalışarak çözüm üretecekler.
Toplamda 5 sınav öngörülüyor.
Yıl içerisinde 2 ay arayla toplamda 5 sınav yapılması planlanıyor. En yüksek puanla tercih yapabilecek. Üniversiteye girişte bazı bölümlerin taban puanları kaldırılacak. Direkt olarak öğrencinin lise notları ve performans notlarıyla girişi sağlanacak.
Açık uçlu sorular da geliyor
Sınavlarda test sorularının yanı sıra açık uçlu sınav soruları da sorulacak. Üniversitelerin kendi sınavlarını yapmasına da müsaade veren bu sistem, eskiden olduğu gibi tek bir sınavla öğrenci alımı yapmayacak.
Dil eğitiminin de sınavlara etkisi olacak
Dil eğitimi şimdilerde olduğu gibi kelime ezberleme ve gramer ağırlıklı bir sınavdan kurtularak, IELTS’de olduğu gibi dinleme ve konuşma kısımları da olacak. Üniversite sınavlarında özellikle yabancı dille eğitim veren üniversitelerde yabancı dil puanı da aranacak.
YÖK yasası değişiyor
YÖK yasasının değişmesiyle birlikte üniversiteler ders programlarını çağın şartlarına uygun şekilde belirleyerek, ihtiyaçları gidermeye çalışacak.


Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 8 Ağustos 2012 tarihli toplantısı




Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı

7 Şubat 2015 Cumartesi

YENİ TEOG GİRİŞ SİSTEMİ VE BERABERİNDE GELEN SIKINTILAR

Geçtiğimiz yıl uygulanmaya başlayan TEOG( Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı) beraberinde birçok sıkıntıyı da getirmişti. Sınavın uygulanması esnasında ortaya çıkan sorunların yanı sıra tercih dönemindeki hatalar velileri ve öğrencileri baya bir yormuş ve strese sokmuştu. Bu sene, Milli Eğitim Bakanlığı yeni aldığı bir takım kararlarla TEOG giriş sistemini değiştirecek. Peki, nedir bu değişiklikler?
Tek Liste Tercihler Yapılacak
Geçtiğimiz yıl A ve B şeklinde iki liste hazırlanmıştı. A listesinde tercih yapan öğrenci şayet yerleşemezse o zaman B listesindeki bir okula yerleşiyordu. Bu durumda, beraberinde öğrencinin tercih yapmadığı okullara-hatta çok uzaktaki ilçelerdeki okullara- yerleşmesine neden olmuştu. Hatanın düzeltilmesi uzun zaman almış, okullar bu şekilde açılmış ve epey bir süre öğrenci kontenjanlarındaki dalgalanmaların sebebi olmuştu. Yeni yapılan değişiklikle birlikte, listeler ortadan kalkıyor ve öğrenci tek tercih listesinde 25 okul tercih ediyor. Okul türü ve il-ilçe sınırlamasını da ortadan kaldıran bakanlık, böylece İstanbul’da sınava giren bir öğrencinin Ankara’daki bir okulda okuyabilmesine de imkân tanıyor.
Sistem şu şekilde çalışacak, öğrenci sınav puanları hesaplandıktan sonra bakanlığın sitesinden oluşturulan tercih sistemine giriş yapacak. Karşısına öncelikli olarak iki tercih butonu çıkacak “Özel Okul Tercihi Yaptım” bu butonu tıklarsa şayet, devlet okullarına giriş hakkı yanacak ve sistemden otomatik olarak çıkarılacak. “Tercih Yapmak İstiyorum” butonuna tıkladığında karşısına 25 okul tercih edebileceği bir sayfa açılacak ve öğrenci burada tercihini oluşturacak.
Sistem Kararlı Aileler İçin Oluşturulmuş. 
                Çocuklarının bu sistemden etkilenmemesi için çabalayan aileler, kararlarını çoktan vermiş durumdalar. Çocuğu hangi puanı alırsa alsın özel okula gönderecek veliler ve her koşulda devlette okutacak veliler bu sistemden çok da etkileneceğe benzemiyor. Öğrenci sistemdeki ilk tercihinde “Özel Okul Kaydı Yaptırdım” butonunu tıklarsa kendisi, bu kargaşanın dışında kalacak. Ama özel okul kontenjanlarının 25 bin olduğunu düşünürsek bu az bir kesimi ilgilendiren mesele.
Çocuğum Ya Tercih Ettiği Bir Okula Yerleşemezse Ya da Sonradan Değiştirmek İsterse?
                Tercih sonrasında yerleşen ve yerleşemeyen öğrenciler için nakil dönemi başlayacak ve bu dönemde öğrenciden 5 tercih alınacak. Böylece, öğrenci yerleşemediği bir okula tekrar başvuru yapmış olabilecek ya da yerleştiği okulunu değiştirebilecek. Özel okullara ilk tercihinde kayıt yaptırmak istemeyen veliler de ancak bu nakil döneminde kayıt yaptırabilecekler.
Asıl Sıkıntı Özel Okullar İçin Olacak
Özel okullara 17 Haziran- 24 Temmuz Tarihleri arasında tercih hakkı tanıyan bakanlık, daha sonrasında tercih yapmayan veliler için nakil dönemini beklemesini isteyecek. Veli de öğrencisinin devlette bir okula yerleşip yerleşemediğini görmek adına tercih yapmadığında ve beraberinde herhangi bir okula yerleşemediğinde büyük bir stres ve panik hali yaşayacak. Çünkü özel okullar da bu süreçte, kendi kadrolarını oluşturmuş ve planlamasını yapmış olacak.
Henüz tasarı halinde olan bu çalışma, bakanlık sitesinde yayınlanmış durumda. Umuyoruz ki, başta özel okullar için oluşturduğu handikabı ve diğer tercihlerdeki sıkıntıları fark ederler ve düzeltme yaparlar. Yoksa bu sene de geçen senedekine benzer şikâyetler, sıkıntılar yaşanacak.
Bakanlık, maalesef bu işi düzeltmek yerine işleri iyice arapsaçına benzetmiş durumda.
               
                                                                                              Sedat Yılmaz

Eğitim Danışmanı

13 Ocak 2015 Salı

HUKUK FAKÜLTELERİNİN TM-3'E GEÇMESİ TM-2'DE PUANLARI DÜŞÜRÜR MÜ?

HUKUK FAKÜLTELERİNİN TM-3'E GEÇMESİ TM-2'DE PUANLARI DÜŞÜRÜR MÜ?

Son bir kaç gündür, çok yoğun olarak bu soruyu soruyorlar. Buradan da kısaca cevap vermek istiyorum.
Öncelikle bir kaç bilgiyi gözden geçirelim.
TM-2 puanında ağırlıklı olarak (%25) Matematik soruları belirleyici oluyordu. Bu nedenle, hukuk fakültesinin TM-3'e geçmesi çok da büyük bir puan değişmesine neden olmayacaktır. Çünkü önemli olan sıralamadır. Edebiyat ve Coğrafya derslerinin Türkiye ortalamasına bakarsak geçen yıllarda matematik alanının çok altında kaldığını görürüz. Yani, yine seçici olan matematik olacaktır. Uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi gibi iyi bölümlerin puanlarının ve sıralamalarının da çok fazla değişeceğini düşünmüyorum.
Kısaca söylemek gerekirse matematik seçiciliğini korumaya devam edecektir.

Hukuk Fakülteleri TM-2 puanına geçti. Peki, bu değişiklik ne anlama geliyor?
Artık, hukuk fakültesi isteyen öğrencilerin daha fazla edebiyat-coğrafya soruları çözmesi anlamına geliyor. Hukuk fakültelerinin çoğu ilk 20 binden öğrenci alıyor. İlk 20 bine girebilmek için, özellikle de iyi üniversiteler için söylüyorum,  matematik yapma zorunluluğu devam ediyor. Belki bu değişiklik 2-3 net bir oynamaya neden olacaktır. Öğrencilerin düşündükleri şu, sayısal bölüm öğrencilerinin hukuk fakültesi tercihi artık daha zor olacak. Ama şu gerçeği göz ardı etmeyelim, öncelikle hukuk isteyen sayısal bölüm öğrencileri ya son sınıfta ya da dershanelerinde eşit-ağırlık sınıflarına geçiyorlar. Yani onlar da edebiyat- coğrafya dersi alıyorlar ve çalışıyorlar. Bu nedenle, ben puanların çok düşeceğini düşünmüyorum.

Bu sene edebiyat-coğrafya derslerinin soruları daha zor gelecek diyorlar? Doğru mu?

Ben bu görüşe katılmıyorum. Sınav soruları zaten oldukça seçici (zor), tekrardan böyle bir değişikliğe gideceklerini sanmıyorum. 2014 yılında yapılan sınavdan daha zor olacağını düşünmüyorum. Müfredat belli, içerisine yeni konular eklemedikleri sürece, böyle evhamlara kapılmanız yersiz. Önemli olan puan değil sıralama olacağı için, soruları zor sorup puanları değiştirmenin bir anlamı olmayacaktır.

Sedat Yılmaz
Eğitim Danışmanı

7 Ocak 2015 Çarşamba

Hukuk Fakültesine Gitmek İsteyenler Okusun!

Şahsıma gelen sorulardan hareketle birkaç konuyu aydınlatmak gerektiğini düşünüyorum. Önümüzdeki YGS-LYS sınavlarında değişen bir takım puanlamalar öğrencilerin kafalarında soru işaretlerine neden oluyor.

Soru: Hukuk fakültelerine giriş TM-2 puanından TM-3 puanına kaydırıldı. Bu ne demek oluyor?

Cevap: LYS-1 Matematik ve LYS-1 Geometri etkisi azalarak yerini LYS-3 Edebiyat ve LYS-3 Coğrafya aldı. Geçen sene hukuk fakültesini kazanmak isteyen birisinin daha fazla matematik çözmesi gerekirken artık, edebiyat ve coğrafyadan daha fazla çözmesi gerekiyor. Şöyle ki:
TM-3 Puanlarında Soru Dağılımları:

YGS Türkçe- %15 (40 Soru)
YGS Matematik- %10 (40 Soru)                           TM-3 Puanın %40’ı 
YGS Sosyal Bilimler- %10 (40 Soru)
YGS Fen Bilimleri- %5 (40 Soru)

LYS-1 Matematik- %18 (50 Soru)
LYS-1 Geometri - %7 (30 Soru)                            TM-3 Puanın %60’ı
LYS- 3 Edebiyat- %25 (56 Soru)
LYS-3 Coğrafya- %10 (24 Soru)



Soru: İyi bir hukuk fakültesi kazanmak için kaç net yapmam gerekir?

Geçen sene (2014) İstanbul Hukuk Fakültesi taban puan TM-2’den 441,279 ile aldı. Bu da ortalama
YGS- Türkçe- 35 Net
YGS- Matematik- 35 Net
YGS- Sosyal Bilimler- 35 Net
YGS- Fen Bilimleri- 0 Net
LYS-1 Matematik- 40 Net
LYS-2 Geometri- 25 Net
LYS-3 Edebiyat- 40 Net
LYS-3 Coğrafya- 20 Net
( NOT: Ortaöğretim Başarı Puanı Otalama 50 olarak hesaplanmıştır. Bu netler değişebilir. TM-2 puanında istediği için her halükarda matematik ve geometri netlerinin yüksek olması gerekliydi.)
Bu seneye yani 2015’e gelirsek artık TM-3’den alacağına göre, puanın henüz ne olacağı belli değil. Ama aşağı yukarı geçen seneden bir hesaplama yaparsak, yüzdelik dilimler ve sıralamalar göz önünde bulundurulursa, aşağıdaki gibi bir net ortalaması gerekli olacaktır.
YGS- Türkçe- 38 Net
YGS- Matematik- 30 Net
YGS- Sosyal Bilimler- 37 Net
YGS- Fen Bilimleri- 0 Net
LYS-1 Matematik- 30 Net
LYS-2 Geometri- 20 Net
LYS-3 Edebiyat- 50 Net
LYS-3 Coğrafya- 22 Net

Hesaplamalar gösteriyor ki bu sene LYS-3 matematik ve LYS-3 geometriden geçen seneye göre daha az net yapmak yeterli olacaktır. Bu da EA( eşit ağırlık) öğrencileri için kâbus haline gelen matematiğin ve geometrinin önemin azalması anlamına geliyor.
Gelgelelim Edebiyat- Coğrafya gerçeğine, şu ana kadar matematik- geometri ağırlığının fazla olması öğrencileri sürekli matematik-geometri çalışmaya yönlendirdi. Edebiyat ve coğrafya biraz geri planda kaldı. Artık vakit kaybetmeden öğrencilerin, edebiyat ve coğrafya çalışması gerekli. Bu sene sınava girecek EA ( eşit ağırlık) öğrencileri için bu lehlerinde bir karar karar oldu, bunu çok çalışarak aleyhlerine çevirmeden noktalamaları gerekli.
Kaç netle hangi bölüme gireceğini merak edenler, bana mail yoluyla sorularını iletebilirler. Ayrıca son zamanlarda nasıl bir çalışma takvimi oluşturmak gerekli, bu konuda da soracak sorusu olanların maillerini bekliyorum.


                                                                                                          Sedat YILMAZ
                                                                                                          Eğitim Danışmanı

29 Kasım 2014 Cumartesi

Nerede Yanlış Yapıyoruz?


Diğer ülkelerin eğitim sistemlerini araştırdığımda karşıma çıkan bazı notları sizlerle de paylaşmak istiyorum:
ABD- Amerika Birleşik Devletleri
ABD’de zorunlu eğitim süresi farklı eyaletlerde farklı yaşlarda başlasa da tüm ülkede 16 yaşına kadar okuma zorunluluğu vardır. 16 yaşına kadar devlet tarafından eğitim ücretsiz olarak sağlanmaktadır. Özel okul oranı %10 civarındadır. Yükseköğretimde işler biraz farklılaşmaktadır. Ülkede 600’ü devlete ait olmakla birlikte toplamda 2400 üniversite bulunmaktadır. İki yıllık mesleki eğitim veren ve lisans düzeyinde eğitim veren okullar olmak üzere okullar ikiye ayrılır. İki yıllık meslek eğitimi veren okullar paralı okullardır. Dikey geçiş imkânı bulunmaktadır. İsteyen öğrenci dört yıllık bir fakülteye geçiş yapabilir. Lisans derecesinde eğitim veren okullarda amaç öğrencinin sosyalleşmesine hizmet etmektir. Yükseköğretim kurumları kendi öğrencilerini kendisi seçer. Okul not ortalaması yanı sıra yapılan bir takım özel sınavlar da bulunmaktadır. Bunların dışında öğretmenlerden alınan tavsiye mektuplarının da ayrı bir önemi bulunmaktadır. ABD’de bilgisayar bilimleri, mühendislik, tıp, hemşirelik, veteriner hekimlik, diş hekimliği, hukuk gibi alanlardaki eğitim lisansüstü eğitim şeklinde olmaktadır. Daha açık ifade etmek gerekirse ABD’de, liseden mezun olan bir öğrenci direkt olarak tıp fakültesine gidemez. Öncesinde dört yıl süren ve temel eğitim aldığı bir lisans eğitimi görür. Burada gereken başarıyı gösterdikten sonra, dört yıl daha bir üst kurum yani lisansüstü eğitime başlar ve ancak sekiz sene sonrasında doktor olabilir. ABD’de yaklaşık 1200 akredite eğitim kurumu lisansüstü eğitim vermektedir.
ABD’de genel bütçenin %12,4’ü eğitim harcamalarından oluşmaktadır. Dünya’da eğitime en fazla pay ayıran ülke ABD’dir. ABD’de eğitimin temel amacı, bireyi gerçek hayata hazırlamaktır. Günlük hayatta karşılaşacağı problemlerin çözümüne yönelik yöntem ve bilgilerin kazandırılması esas alınır. Meslek edinme süreci genelde ikinci sırada yer almaktadır. Lisansüstü eğitim süresine kadar çok ciddi ve derin bilgiler öğretilmez. Şayet, öğrenci lisansüstü eğitime hak kazandıysa orada kendi alanına yönelik bilgileri tam anlamıyla öğretilmeye başlanır. Doktora eğitimi ise bir alanda uzmanlaşmak isteyen birey içindir. Doktora eğitimi gerçekten de ciddi ve disiplinli bir iştir. Kendi alanına ait özgün bir eser ver(e)medikçe mezun olması beklenmez.
İsrail
İsrail’de eğitim 2 yaşında başlar; fakat 5 yaşından sonrası zorunludur ve ücretsizdir. 5 yaşından 18 yaşına kadar eğitim, İsrail’de zorunlu eğitim kapsamındadır. İlkokul 6. Sınıfa kadar, ortaokul 7-9, lise ise 10-12. Sınıflardır. Ülkede dört farklı okul bulunmaktadır. Genel devlet liseleri, Musevilik üzerine araştırma yapan din liseleri bu okullarda eğitim dili İbranice olup bununla birlikte eğitim dili Arapça olan ve Arap tarihi üzerine araştırmalar yapan okulların yanı sıra özel cemaatlerin okulları da bulunmaktadır. Eğitim müfredatının büyük çoğunluğu akademik araştırmalara ayrılmıştır. Ayrıca, her sene Musevi kültürünü öğrencilerin daha iyi anlamasını sağlamak amacıyla kültürel bir konu üzerine derinlemesine bir çalışma yapılır. Eğitimin temel amacı ülkesini seven ve ülkesinin gelişmesine katkı sağlayacak bireyler yetiştirmek olan İsrail eğitim sistemi, oldukça katı ve disiplinli bir şekilde uygulanmaktadır. Ülkede 7 tane üniversite bulunmaktadır. Ülkenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş olan bu üniversitelerde, ileri teknoloji fen ve bilim müfredatı uygulanmaktadır. Ülke eğitim sistemine ciddi bir bütçe ayırmış olup, ülkedeki en büyük önceliğini eğitime ayırmıştır. Ülkedeki gençlerin yarısından fazlası bir yükseköğretim programına devam etmektedir. Özellikle matematik alanında son yıllarda gösterdiği başarıyla adından sıkça bahsettiren İsrail, bu başarısını her şeyden önce ciddi ve disiplinli çalışmasına borçludur.
Federal Almanya
Almanya’da eğitim 6-18 yaş arasında zorunludur. İlkokul dört yıl sürmektedir. Sonrasında öğretmenlerin tavsiyeleriyle öğrenciler yeteneklerine göre okullara ayrılılar. Gymnasium adı verilen ve en yetenekli öğrencilerin gittiği bu okulların yanı sıra Realshcule adı verilen bir alt seviyedeki okullar bulunmaktadır. Almanya’da genel liselerin yanı sıra teknik ve mesleki eğitim veren okullarda bulunmaktadır. Üniversiteye geçişte Abitur adı verilen bir sınav uygulanmaktadır. Bu sınavlar, beş tane merkezi sınavdan oluşmaktadır. Almanya’da yükseköğretim staja dayalı olarak yapılmaktadır. Bu nedenle de üniversiteye devam öğrenciler diğer AB ülkeleriyle kıyasla azdır. Almanya’da eğitim yönlendirme esaslıdır. Öğretmenlerin görüşleri ve notları hayati önem taşımaktadır. Almanya’da notlar 1-6 arasında verilmektedir. En iyi not 1’dir. Tıp bölümüne gitmek isteyen bir öğrencinin abitur sınavından 1 ya da 1,5 alması gerekmektedir. Dünyanın en iyi ilk 200 üniversitesi içerisinde 10 Alman üniversitesi bulunmaktadır. Her yıl ortalama 30 bin doktora tezi yazılmakta olup yaklaşık 1000 hocası doçent olmaktadır. Almanya’da eğitim masraflarını her eyalet kendisi karşılamaktadır. Eyaletlere göre eğitime ayrılan bütçe farklılık gösterse de Almanya’nın genelinde eğitime ciddi bir pay ayrılmıştır. Alman eğitim sistemi oldukça ciddi işleyen bir mekanizmaya sahiptir; şayet öğrenci gymnasium’da okurken notlarını düşürürse anında bir alt seviye okula gönderilir. Üniversiteye gitmek oldukça ciddi ve disiplinli bir çalışma sonucunda elde edilen bir başarıdır. Almanya’da üniversiteye gidemeyen öğrencilerin kendi yeteneklerine uygun bir meslek sahibi olması, diğer ülkelerin eğitim sistemlerine göre önemli bir farklılık oluşturmaktadır.

*Kaynakça: Karşılaştırmalı Eğitim Sistemleri, Beş Kıtada 31 Ülke Eğitim Sisteminin Türk Sistemiyle Karşılaştırılması
Sedat YILMAZ
Eğitim Danışmanı 

18 Kasım 2014 Salı

Bir Üniversite Gezisinin Ardından, Akılda Kalan Notlar


Bugün okulumdan son sınıf öğrencilerini götürdüğümüz Bahçeşehir Üniversitesi tanıtımında dinlediğim bir konferans, Türkiye ve eğitim sistemimiz hakkında baya bir düşünmeme neden oldu. Orada anlatıcının paylaştığı bazı bilgiler neticesinde, gün boyu acaba "nerede yanlış yapıyoruz?" u sordum kendi kendime. Eve geldiğimde orada dinlediğim ve not aldığım verileri karşılaştırma ve üzerine daha derin araştırma yapma fırsatı buldum. Şimdi sizlerle bu notları paylaşmak istiyorum:
1.Türkiye Patent sıralamasında Dünya'da sondan ikinci:
Patent: Buluş sahibinin buluş konusu ürünü belirli bir süre üretme, satma veya ihlal etme hakkıdır. (Vikipedi Sözlük) Ülkemizde geçen on yılda yapılan toplam patent başvurusu: "4096" Sadece Almanya'nın 2013 yılında yaptığı patent başvurusu: 27 bin 211
Bir tarafta 10 yılda yapılan 4096 patent başvurusu, diğer tarafta sadece Almanya'nın bir yılda yaptığı patent başvurusu "27 bin 211". Haber kaynağını aşağıdaki linkte paylaştım. Merak edenler daha detaylı olarak bakabilirler.
Her yıl yapılan onlarca sınav, dershanelerde- okullarda okutulan onlarca ders, verilen materyaller, alınan özel dersler, yapılan sempozyumlar, konferanslar vs. vs. aklınıza eğitimle ilgili gelebilecek her çalışma işin içerisinde, ama işte sayılar ortada. Fazla söze gerek yok. Tablo tüm çıplaklığıyla bizlere gerçekleri haykırıyor.

(Haberi daha detalı okumak isteyenler için: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/24652354.asp)

2. Türkiye YGS- LYS birincisini Stanford Üniversitesi kabul etmedi.

Bizlere sunum yapan Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Danışmanı Turgay Polat’ın anlattığı bir hikaye beni epey derinden etkiledi: Sanırım 2013 Türkiye üniversite sınavı birincisinden bahsetti. Yıl tam olarak hatırımda değil kusura bakmayın. Neyse, Türkiye birincisi olan genç başlamış kendisine üniversite aramaya. Bahçeşehir Üniversitesi, kendi üniversitesine de davet etmiş. Okula gelince, üniversite mütevelli heyet başkanı demiş ki; biz, seni direkt olarak Amerika'ya gönderelim. Orada oku. Stanford Üniversitesi'ne bir mail atmışlar. Durumu anlatmışlar. Bu öğrencimiz Türkiye'de yapılan YGS- LYS sınavlarında birinci olmuştur. 1 milyon 800 bin küsur öğrencinin girdiği bir sınavda alınan bu derece bizler için çok önemlidir. Sınav içeriği şöyledir vs. Bir hafta sonra Stanford Üniversitesi'nden cevap gelmiş: "Yaptığımız araştırma neticesinde, YGS- LYS sınavlarının seçici bir sınav olmadığına karar verdik. Bu nedenle, o sınavlarda alınan bir derecenin ülkemizde bir karşılığı bulunmamaktadır. Başvurunuz kabul edilmemiştir."

3. Türkiye'de üniversiteden mezun olmuş bir gencin yurt dışında iş araması gerçeği!
Ülkemizdeki işsizlik durumu ortada, her yıl bu sayıya yeni on binlerce genç katılıyor. Aynı Türkiye'ye her geçen yıl yabancı ülkelerden çalışmak için gelen binlerce insan var. Bunların arasında Amerika'dan Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden gelen mezun insanlar da var.  Rekabet ortamı her geçen gün daha da zorlaşıyor. Peki, tabloyu bir de şu açıdan değerlendirelim. Ülkemizdeki bir üniversiteden mezun olan bir genç, yurt dışında bir şirkette çalışmak istese? Kalbur üstü bir kaç üniversite dışında acaba diğer üniversitelerden mezun olanlar bu işe muvaffak olabilecek mi? Ya da sadece gittikleri ülkelerde garson, pompacılık gibi işler mi yapacaklar? Neden, bizler de hedeflerimiz arasına başka ülkelerde, farklı şirketlerde çalışmayı koyamıyoruz?
Nerede yanlış yapıyoruz bilemiyorum, ama bir yerlerde yanlış yapıyoruz orası gün gibi aşikar!

Peki, ne yapabiliriz? Sadece eleştirmek dışında, bizler neler yapabiliriz? Bu gerçeklerin ışığında, ibreyi lehimize nasıl çevirebiliriz?

Öncelikle, Türkiye'de sistem değişene kadar durum bu halinden ibaret. Bu nedenle, maceraperest olmaya lüzum yok. Yapılacak bir kaç düzenleme ve ekleme dahilinde gelecekte daha rahat edileceğini düşünüyorum. Bir defa yabancı dilin önemi üzerinde ciddi bir çalışma yapmak gerekli. Sınav İngilizcesinin yanı sıra konuşma İngilizcesinin de ilerletilmesi gerekiyor. Yapılabiliyorsa uluslararası geçerliliği olan (PET, TOEFL, IELTS vb.) bir sınavdan yeterlik alınmalı, böylece dil bildiğinizi ispatlamış olursunuz.
Bunun dışında, yapacağınız işe karar vererek, o konuda araştırma ve çalışma yapabilirsiniz. Sizin çalışmak istediğiniz alanda hangi üniversitede nasıl bir çalışma yapılıyor? Mezun olduktan sonra nasıl bir iş imkanı var? Bu gibi sorular sorarak, gelecek adına daha emin adımlar atabilirsiniz. Ayrıca üniversiteye gittikten sonra yurt-dışı eğitim imkanları nelerdir? Bunları iyi araştırmak gerekiyor. Yurt-dışında okumak sanıldığı kadar zor ve pahalı değil. Bunun için iyi araştırma yapılırsa, hiç tahmin etmediğiniz bir yerden (bahçe çiçekleri yetiştirmesi gibi) burs alabilir ve yurt-dışında okuma imkanı elde edebilirsiniz. Sadece, öncesinde iyi araştırma yapmak gerekli. Küçük değil büyük düşünmek çok önemli. Dünya vatandaşı olmayı hedeflemek bizler için en önemli öncelik olmalıdır.

Somut olarak sizlere sunacağım, Amerika'daki üniversitelerin kabul sırasında istediği üç şey var:

1. Kendinizi tanıtan bir yazı yazın: Kişinin kendisini anlattığı belirli bir sözcük sayısından ibaret bir yazı kaleme almasını istiyorlar. Neden bu üniversitede okumak istiyorsun? Gelecek hayallerin nedir? vs. vs.
2. Sosyal sorumluluk projelerinde yer aldın mı? Aldıysan hangileri? Bu projelerde ne görev yaptın?  : Kişinin hangi sosyal sorumluluk projelerinde yer aldığını soruyorlar. Hiç bir yardım kuruluşu adına çalışma yaptın mı? Kermes olur, yardım gecesi olur vs. şeklinde sorular sorarak kişinin, sosyal yönünü öğrenmek istiyorlar.
3. Hiç bir proje üzerine çalıştın mı? Bir proje ürettin mi? : Öğrencinin geçmiş yıllarda herhangi bir proje vs. hazırlayıp hazırlamadığını soruyorlar. Böylece, kişinin akademik anlamda nasıl bir alt yapıya sahip olduğunu, neler yapabileceğini ölçmek istiyorlar.

Çok söze gerek yok aslında. Rakamlar ortada. Bir yanda hemen her alanda başarının merkezi konumunda Amerika, batı ülkeleri diğer tarafta YGS-LYS gerçeğine rağmen Türkiye. Bir tarafta onların üniversiteye alma kriterleri diğer tarafta bizimkilerin. Şimdiden duyabiliyor gibiyim " -ee sadece kompozisyon yazdıracak, sosyal sorumluluk projelerine katacaksak, matematik bilgisini, fizik bilgisini kim ölçecek?"
Son sözü size bırakıyor ve bu konuda gerçekten düşünmenizi istiyorum.

Sedat YILMAZ

Eğitim Danışmanı

Bir Eşit Ağırlık Öğrencisi Olarak Matematik Dersiyle Olan Sınavım :)

Bu başlığı açmamın temel sebebi, yıllardır gerek derslerine girdiğim öğrencilerim olsun gerek özelden bana mail, whatsapp mesajı vs. ile mes...